Türkiye belgesel fotoğrafının en sessiz ustalarından Manuel Çıtak’ın kırk yıllık üretimi, ölümünden üç yıl sonra ilk kez bir bütün olarak İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde. Sergi 5 Kasım 2026’da açıldı; 23 Mayıs 2027’ye kadar sürüyor.

Kilyos’ta bir kumsal, 2000 yılı. Deniz kıyısında birbirine yaslanan gövdeler, yarım kalmış hareketler, kimsenin fotoğrafçıya bakmadığı bir an. “Kıyıdakiler” serisinden bu kare, İstanbul Modern’in Kasım ayında açtığı yeni sergisinin kapısında duruyor ve Manuel Çıtak’ın bütün yöntemini tek bakışta özetliyor: Oradaydı, ama görünmüyordu. “Manuel Çıtak: Kendine Ait Bir Ada”, 1962 doğumlu, 2023’te 61 yaşında kaybedilen fotoğrafçının 1980’lerden son yıllarına uzanan üretimini yaklaşık 100 fotoğraf, arşiv malzemesi ve bir videoyla bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği sergi, Fotoğraf Galerisi ve fuayeye yayılan sekiz bölümde kuruldu; küratöryel ekipte Naz Uğurlu Benek, Selen Erkal ve sanatçının kızı Tamar Çıtak yer alıyor.

Görünmez fotoğrafçı

Çıtak, meslektaşlarının çok iyi tanıdığı, geniş kamuoyunun ise adını pek duymadığı bir isimdi. Kendini öne çıkarmaktan kaçınması bunun başlıca nedeniydi; otuz yıllık hayat arkadaşı, yazar Şebnem İşigüzel onu “gizemli bir sanatçı” olarak tarif ediyor, ortaya çıkmayı sevmediğini söylüyor. Fotoğraflarının içinde kendini yok etme becerisi, karşısındaki insanlarda güven duygusu yaratıyordu; İşigüzel’in anlattığına göre çocuklarının doğumunda bile vizörün arkasında bekledi. Bu mesafe, kadrajlarındaki insanların kameraya değil kendi hayatlarına bakmasını sağlayan şeydi. Sergi, bu mizacın ürettiği sade ve mizah yüklü üslubu merkeze alıyor.

Akademiden Kars yollarına

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü’nde okurken fotoğrafla tanışan Çıtak, 1990’da Ermeni toplumu üzerine hazırladığı foto-röportajla dikkat çekti. Cornucopia, Skylife, National Geographic ve İstanbul dergileri için çalıştı; reklam kampanyalarına fotoğraf çekti. Kilyos kıyısında 1990’lardan 2000’lerin ortasına kadar sürdürdüğü çalışmanın ilk örnekleri 1996’da Radikal’de yayımlandı. 2000 yılında “Kardelenler” projesini gerçekleştirdi. Aynı yıllarda Orhan Pamuk’un Kars yolculuklarına eşlik etti; o seyahatlerde çektiği fotoğraflar “Kar” romanının dünya dillerindeki baskılarının kapaklarına taşındı. “Görünüş” (1997) ve Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin 16. kitabı (2025) başlıca monografileri.

Seri çalışmanın disiplini

Serginin kurgusu Çıtak’ın seri hâlinde düşünme eğilimini izliyor. Kıyıdaki insan hâllerini anlatan siyah-beyaz fotoğraflar, renkli ve siyah-beyaz şehir manzaraları, portreler, Anadolu ve komşu ülkelerde çekilmiş kareler ayrı bölümler oluşturuyor. Dönemin fotoğrafçıları arasında nadiren kullanılan panoramik format da sergide kendine yer buluyor; Çıtak’ın bu geniş kadrajı yalnızca manzaraya değil, kalabalığın içindeki küçük jestlere de uyguladığı görülüyor. Daha az bilinen işleri, tanınan serilerle yan yana asılarak kariyerin eksik kalan parçaları tamamlanıyor.

Dıştan içe: islomania

Son bölüm, sanatçının hayattayken açtığı tek kişisel sergi olan “islomania”ya ayrılmış. 2022’de Depo’da gösterilen bu seri, adını Lawrence Durrell’in “ada sarhoşluğu” kavramından alıyordu: Ortasında insanın pek yer almadığı, bir figürün ya da hayvanın doğayı izlediği, bazen de doğanın yakın plan ayrıntılarına inen kareler. Şehrin kalabalığını yıllarca kayda geçiren bir fotoğrafçının gönüllü yalnızlığa, dış dünyadan iç dünyaya çekilmesi anlamına geliyordu bu. Serginin adı da buradan geliyor; İşigüzel, Çıtak’ın kurduğu fotoğraf dünyasını “kendine ait adası” olarak tanımlıyor.

Koleksiyonun içinden bir sergi

Çıtak’ın İstanbul Modern’le ilişkisi müzenin kuruluşuna uzanıyor: 2004’te müzeye bağışladığı işler, fotoğraf koleksiyonunun ilk yapı taşları arasındaydı. 2016’daki “İnsan İnsanı Çekermiş” grup sergisinde de yer almıştı. Bu bakımdan retrospektif, koleksiyonun dışından getirilmiş bir anma değil; müzenin kendi arşivinden büyüyen bir araştırma. Türkçe ve İngilizce hazırlanan katalogda Dinçer’in kavramsal çerçeve yazısı, İşigüzel’in “Kendine Ait Bir Ada” ve fotoğrafçı Orhan Cem Çetin’in “İyi Fotoğrafçı” başlıklı metinleri ile Dinçer’in İşigüzel ve Tamar Çıtak’la söyleşisi bulunuyor. Sergiye, metinlerini İşigüzel’in yazıp seslendirdiği bir sesli tur eşlik ediyor. 11 Kasım’da müzede Dinçer’in moderatörlüğünde İşigüzel ve Çetin’in katılacağı bir söyleşi düzenlenecek.

Ziyaret bilgileri

“Manuel Çıtak: Kendine Ait Bir Ada”, İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde 23 Mayıs 2027’ye kadar görülebilir. Müze Salı, Çarşamba, Perşembe, Cumartesi ve Pazar 10.00–18.00; Cuma 10.00–20.00 saatleri arasında açık, Pazartesi kapalı. Giriş kapanıştan yarım saat önce sona eriyor. Tam bilet 600 TL, indirimli (öğrenci, öğretmen, 65 yaş üstü) 350 TL; tek bilet müzedeki tüm sergileri kapsıyor. Perşembe günleri 10.00–14.00 arasında Türkiye’de ikamet eden tüm ziyaretçiler, Salı günleri aynı saatlerde 18–25 yaş arası ziyaretçiler müzeyi ücretsiz geziyor. 12 yaş altı çocuklar ve engelli ziyaretçiler için giriş ücretsiz. Adres: Kılıç Ali Paşa Mahallesi, Tophane İskele Caddesi No:1/1, Beyoğlu.

Görsel: Manuel Çıtak, Kilyos Plajı, “Kıyıdakiler” serisinden, 2000 (detay). İstanbul Modern Sanat Müzesi Fotoğraf Koleksiyonu. İstanbul Modern’in izniyle.