Sürrealizmin Dijital Rüyasına Giriş

Barselona’dan yola çıkıp on dört şehri dolaşan sürükleyici sergi, Türkiye’deki ilk durağı için Sütlüce’deki Dijital Deneyim Merkezi’ni seçti. Otuz 4K projektör, yirmi kişilik sanal gerçeklik yolculuğu ve Ara Güler’in 1971’de Dalí’nin yanı başında çektiği kareler, dâhinin zihnine açılan yeni bir kapı sunuyor. 

Salvador Dalí’nin bıyığı kadar tanınan bir şey varsa, o da sanatçının gerçekliği eğip bükme iştahıdır. Eriyen saatler, uzayan bacaklı filler, bir şeftaliye dönüşen yüzler: Dalí’nin evreni, yirminci yüzyılın en çok çoğaltılan görsel sözlüklerinden biri hâline geldi. Ancak bu evrenin, tuvalden taşıp bir mekânın tamamına yayıldığı bir deneyim İstanbul için yeniydi. 22 Ekim’den bu yana Sütlüce’deki Dijital Deneyim Merkezi’nde kapılarını açan “Dalí Cybernetics: Dehanın Zihnine Yolculuk”, bu boşluğu dolduruyor. Sergi, Gala-Salvador Dalí Vakfı’nın onayıyla Barselonalı Layers of Reality tarafından üretildi; 2022’de Barselona’da başlayan turne Londra, Berlin, Kopenhag, Lizbon, Varşova, Atina ve Brugge gibi on dört şehrin ardından on beşinci durak olarak İstanbul’a ulaştı. Kültür AŞ Genel Müdürü Cenk Akın’ın açılışta söylediği gibi bu, serginin Türkiye’deki ilk durağı.

Sibernetik bir sürrealist

Serginin adındaki “Cybernetics” sözcüğü rastgele seçilmiş bir teknoloji göndermesi değil. Dalí, kariyerinin ikinci yarısında kuantum fiziğinden DNA’nın çift sarmal yapısına, holografiden erken dönem bilgisayarlara kadar bilimin her yeni kapısını merakla kurcaladı. 1950’lerde kendi “nükleer mistisizm”ini ilan etti; atomun parçalanmasını dinî ikonografiyle birleştirdi, Figueres’teki tiyatro-müzesini de bu düşüncenin bir uzantısı olarak kurguladı. Dijital Deneyim Merkezi’ndeki sergi, işte bu az bilinen Dalí’yi merkeze alıyor: Giriş Odası, sanatçının bilime, teknolojiye ve uzaya olan ilgisini anlatarak ziyaretçiyi hazırlıyor; “Dalí ve DNA” enstalasyonu ise sanatçının yaşamın kodunu bir estetik nesne olarak görme biçimini mekâna taşıyor. Kültür AŞ’nin ifadesiyle sergi, sürrealizmi geometri ve fizikle buluşturan bir okuma öneriyor.

Otuz projektör, bir rüya

Yaklaşık 2.000 metrekarelik mekân, bu sergi için yeniden tasarlandı; sanal gerçeklik alanı genişletildi, yeni bir sinema odası eklendi. Deneyimin kalbi, duvarlara ve zemine 360 derece yansıtma yapan otuz 4K projektörün çalıştığı Sürükleyici Deneyim Odası. Kültür AŞ bu salonu Avrupa’nın en büyükleri arasında tanımlıyor. Burada ziyaretçi, Dalí’nin kompozisyonlarının içinde yürüyor; eriyen saatler ayağının dibinde akıyor, çöl manzaraları gözünün önünde genişliyor. Sanal Gerçeklik Odası’nda yirmi kişi aynı sanal alanda birlikte hareket edebiliyor; “Dalivers: Dalí’nin Sanal Evreni” adlı bölümde ise sanal bir gemi, sürreal manzaraların arasından ağır ağır süzülüyor. LED duvar, tavan ve zeminle örülü Artırılmış Gerçeklik Odası ve sinema odası, bu rotayı tamamlıyor. Sinema bölümünün malzemesi de dikkat çekici: Jack Bond’un 1965 tarihli “Dalí in New York” belgeseli ile Maysles kardeşlerin 1966 yapımı “Dalí’s Fantastic Dream” filminden derlenen bir kurgu, sanatçının kameraya oynama biçimini, yani kendi efsanesini nasıl ürettiğini gösteriyor.

Ara Güler’in objektifinden Dalí

Serginin İstanbul’a özgü en güçlü katmanı, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonundan seçilen fotoğraflar. Güler, Dalí ile 1971’de Paris’teki Hôtel Meurice’de tanıştı; ortak bir tanıdık aracılığıyla gerçekleşen bu ilk karşılaşmayı başka ziyaretler izledi ve Güler, sanatçının gündelik hayatını, çalışma ortamını yüzlerce karede kaydetti. Arşivde slaytlar, negatifler, kontak baskılar ve Dalí’nin imzaladığı bir portre de yer alıyor; Güler, Dalí’yi 2002’de yayımlanan “Yeryüzünde Yedi Kişi” kitabına da dahil etmişti. Sergide bu yüzlerce kare arasından seçilen dördü, üçü siyah beyaz, biri renkli, izleyiciye sunuluyor. Projeksiyonların ve sanal gemilerin arasında, İstanbul’un gözünün Dalí’ye yıllar önce nasıl baktığını gösteren bu küçük bölüm, serginin en sessiz ve belki de en dokunaklı anı.

Sürrealizm Bulvarı’nda moda ve oyun

Sürrealizm Bulvarı adlı etkileşimli alan, sergiyi pasif bir izleme deneyiminden çıkarıyor. Ziyaretçiler Dalí’den ilhamla hazırlanmış çizimleri boyuyor; mekânda Figueres’teki Dalí Tiyatro-Müzesi’nin melek figürlerinden ve sanatçının moda dünyasındaki çalışmalarından esinlenen kostümlerle dolaşan karakterler yer alıyor. Dalí’nin Elsa Schiaparelli ile ıstakoz elbisesinden ayakkabı şapkaya uzanan iş birliği, modanın sürrealizmle ilk büyük buluşmasıydı; bugün hâlâ podyumlarda yankılanan bu mirasın sergide kostümler aracılığıyla hatırlatılması, İstanbul’un moda takipçileri için ayrıca anlamlı.

Sürükleyici sergi dalgası ve İstanbul

Van Gogh’tan Klimt’e, Monet’den Frida Kahlo’ya uzanan “immersive” sergiler son on yılda dünyanın en çok ziyaret edilen kültür formatlarından birine dönüştü. Eleştirmenler bu formatı zaman zaman sanat eserinin kendisinden uzaklaştırmakla eleştiriyor; sergide tek bir orijinal Dalí tablosu bulunmadığını baştan bilmek gerekiyor. Öte yandan Dalí’nin kendisi, sinema, holografi ve televizyonla erken dönemde kurduğu ilişkiyle bu türün gönüllü öncüsü sayılabilir; eserlerinin bir projeksiyon odasında yeniden kurgulanması, sanatçının deneyselliğine yabancı değil. İBB Kültür AŞ’nin Sütlüce’deki Dijital Deneyim Merkezi’nin bu türün uluslararası bir yapımına ilk kez ev sahipliği yapması, İstanbul’u bu küresel rotaya da yerleştiriyor. Açılışa Lübnan, Güney Kore, Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan başkonsolosluk temsilcilerinin katılması, serginin yalnızca yerel değil, diplomatik bir kültür etkinliği olarak da konumlandığını gösteriyor.

Ziyaret bilgileri

Dijital Deneyim Merkezi, Örnektepe Mahallesi, İmrahor Caddesi No: 7, Sütlüce, Beyoğlu adresinde; Haliç’in kıyısındaki Miniatürk’ün hemen yakınında. Mekân Salı–Perşembe ve Pazar günleri 10.00–18.00, Cuma ve Cumartesi 10.00–22.00 saatleri arasında açık; Pazartesi kapalı. Biletler gişeden ve Passo üzerinden satılıyor. Kültür AŞ serginin kapanış tarihini henüz duyurmadı; bu nedenle planlamayı ertelememek, Dalí’nin zihnine giden bu rotayı sonbahar programına şimdiden almak akıllıca görünüyor.