Ara Güler Müzesi’nin yeni sergisi “Master of Leica”, İstanbul’un Gözü’nü bu kez fotoğrafladığı şehirler üzerinden değil, elinden hiç düşürmediği makineler üzerinden anlatıyor. Sergi 4 Kasım’da Bomontiada’da açıldı, 18 Nisan 2027’ye kadar sürüyor.

1962 yılında Almanya’da yayımlanan Leica Fotografie dergisi, İstanbullu genç bir fotoğrafçıya “Master of Leica” unvanını verdi. O fotoğrafçı Ara Güler’di ve o unvan, altmış dört yıl sonra Bomontiada’daki Ara Güler Müzesi’nde açılan yeni serginin adı oldu. “Ara Güler – Master of Leica”, bugün kapılarını açtı ve 18 Nisan 2027’ye kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.

Göz ile makine arasında

Ara Güler hakkında çok şey yazıldı; Karaköy’ün sisli sabahları, Eminönü’nün balıkçıları, Galata Köprüsü’nün gölgeleri. Bu sergi farklı bir soruyla başlıyor: o kareler hangi makinelerle, nasıl bir teknik ve sanatsal süreçle çekildi? Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin hazırladığı ve Leica Camera AG’nin içerik katkısıyla kurulan sergi, Güler’in farklı dönemlerde ve coğrafyalarda Leica makinelerle çektiği fotoğrafları, arşivdeki kendi Leica gövdeleri ve objektifleriyle yan yana getiriyor. Yayınlar ve yazışmalar, 1962’deki unvandan Leica Hall of Fame ödülüne uzanan yolu belgeliyor.

Sergideki kareler yalnızca İstanbul’u değil, Anadolu’yu da kapsıyor: 1961 tarihli bir Karaköy fotoğrafının yanında Ağrı, Adıyaman’daki Nemrut Dağı ve Edirne’deki Kırkpınar güreşçileri var. Bu seçki, Güler’i “İstanbul’un Gözü” klişesinin ötesine, bütün bir ülkenin görsel tarihçisi konumuna taşıyor; ki kendisi de kendini bir sanatçı değil, “görsel tarihçi” olarak tanımlamayı tercih ederdi.

Kendi ifadesiyle “fotoğraf bir sanat değil, sanattan daha önemli bir şey”di. 1928’de İstanbul’da doğan, iktisat eğitimini yarıda bırakıp fotoğrafa yönelen Güler, 1961’de Hayat dergisinin fotoğraf bölümünün başına geçti. Aynı yıl Photography Annual onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısı arasında saydı. Objektifinin önünden Salvador Dalí, Marc Chagall, Alfred Hitchcock, Maria Callas, Pablo Picasso, Winston Churchill ve Indira Gandhi geçti. 1999’da Türkiye’de “Yüzyılın Fotoğrafçısı” seçildi; Leica Camera 2016’da ona Hall of Fame ödülünü verdiğini duyurdu.

Bir arşivin görünür olması

Sergi, Ara Güler Müzesi’nin kuruluş hikâyesiyle de örtüşüyor. Müze, 16 Ağustos 2018’de, Güler’in doksanıncı doğum gününde ve kendisinin de katılımıyla açıldı; ustanın ölümünden iki ay önce. Doğuş Grubu ortaklığıyla hayata geçirilen müze, 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından özel müze statüsü aldı. Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin temeli ise 2016’da atıldı; çalışmalar Galatasaray’daki Güler Apartmanı’nda başladı ve ardından Bomontiada’ya taşındı. Merkezde negatifler, makineler, karanlık oda ekipmanları, kitaplar, günlükler, yazışmalar ve Güler’in sanat koleksiyonu bulunuyor; bu birikim dijitalleştirilerek çevrimiçi bir portal için hazırlanıyor. “Master of Leica”, bu arşivin en kişisel katmanını, ustanın aletlerini ilk kez bu ölçekte görünür kılıyor.

Leica ile Güler arasındaki bağ bu yıl başka bir sahnede de tazelendi: Güler’in 1974’te New York’ta çektiği Dustin Hoffman portresi, yaz aylarında Leica Gallery Wetzlar’da galerilerin ellinci yılı için düzenlenen sergide yer aldı.

Bir hafta sonu rotası

Bomontiada’nın eski bira fabrikasında yer alan müze, pazartesi hariç her gün açık; pazar günleri 12:00–18:00 arasında ziyaret edilebiliyor. Hafta içi saatlerini ziyaret öncesinde müzenin sitesinden kontrol etmek faydalı. Giriş ücretsiz. Yerleşkedeki restoranlar ve Babylon’un konser takvimiyle birleştirilince sergi, sonbahar ve kış boyunca tekrar edilebilecek bir hafta sonu programına dönüşüyor. Fotoğraf makinesinin en karizmatik markasıyla İstanbul’un en büyük fotoğraf arşivinin bir araya geldiği bu buluşma, hem fotoğraf meraklıları hem de tasarım ve zanaat tarihine ilgi duyanlar için nadir bir fırsat.

Adres: Ara Güler Müzesi, Bomontiada, Birahane Sokak No: 1, F Blok, Şişli.