Dünyanın En Çok Kopyalanan Lambası New York’ta Sergileniyor

Isamu Noguchi’nin kâğıt ve bambudan yaptığı Akari ışık heykelleri yetmiş beş yıl önce Japonya’nın Gifu kasabasında doğdu; bugün “Japandi” salonlarından İstanbul kafelerine kadar her yerde. Noguchi Müzesi’nin bugün açılan sergisi, bu sakin ışığın hikâyesini anlatıyor.

Bir Akari lambasını tanımıyor olabilirsiniz ama mutlaka görmüşsünüzdür. Beyaz kâğıttan yuvarlak ya da silindir gövde, içinden sıcak ve yumuşak bir ışık, ince bir metal ayak. Bugün dünyanın hemen her şehrinde, Karaköy’deki bir kafeden Kopenhag’daki bir daireye kadar o lambanın orijinali ya da sayısız kopyası asılı duruyor. New York’taki Noguchi Müzesi, bu tasarımın yetmiş beşinci yılını “No Ordinary Light: Akari at 75” başlıklı bir sergiyle kutluyor. Sergi bugün, 4 Kasım’da açıldı ve 5 Eylül 2027’ye kadar sürecek.

Gifu’da bir bahar günü

Hikâye 1951 baharında başlıyor. Japon-Amerikalı heykeltıraş Isamu Noguchi, Hiroşima’ya giderken Gifu’ya uğrar ve Nagara Nehri’nde kâğıt fenerlerin ışığında yapılan karabatak avını izler. Kasabanın belediye başkanı, gerileyen yerel fener üretimini canlandırması için ondan yardım ister. Noguchi mumun yerine ampul koyar, tel bir iskelet ve yeni formlar ekler, ama katlanabilir ve elle yapılan yapıyı korur. Ürüne Japoncada ışık anlamına gelen ve aydınlanmayla hafifliği aynı anda ima eden “Akari” adını verir. Yerel bir gazete ilk prototipleri “biçimsiz” bulur. Bugün o biçimsiz nesneler yirminci yüzyıl tasarımının en tanınan ikonları arasında.

Üretim ilk günden beri Gifu’daki Ozeki atölyesinde yapılıyor; 1891’de kurulan şirket hâlâ her Akari’yi elle üretiyor: bambu çıtalar Noguchi’nin orijinal ahşap kalıplarının üzerine geriliyor, dut kabuğundan yapılan washi kâğıdı şeritler hâlinde yapıştırılıyor, kalıp çıkarılıyor ve gövde düz katlanabiliyor. Noguchi otuz yılda iki yüzden fazla farklı model tasarladı. Lambalar 1952’de Kamakura Modern Sanat Müzesi’nde, 1953’ten itibaren New York’ta Bonniers mağazasında, 1969’dan itibaren Bloomingdale’s’te satıldı; Avrupa’ya Zürih, Paris ve Lucca’daki tasarım mağazaları üzerinden ulaştı. 2002’den bu yana Vitra, Noguchi Vakfı ile birlikte yeniden üretimleri sürdürüyor.

Lamba mı, heykel mi?

Serginin asıl derdi tam da bu soru. Küratörler Kate Wiener ve Matthew Kirsch, Akari’yi tek başına duran tasarım nesneleri olarak değil, kullanımla, karşılaşmayla ve mekânla hayat bulan heykeller olarak sunuyor; lambalar Noguchi’nin taş, metal ve kil heykelleriyle yan yana, ev iç mekânlarından büyük enstalasyonlara uzanan ortamlarda sergileniyor. Serginin adı da Noguchi’nin kendi cümlesinden geliyor: “Akari sıradan bir ışık değildir.”

Açılış bölümü, Akari’nin Amerika’daki ilk görünüşünü yeniden kuruyor: 1951’de Charles ve Ray Eames’in Kaliforniya’daki ünlü Eames Evi’nde düzenledikleri bir çay seremonisi. Kapanış bölümü ise 1986 Venedik Bienali’ne gidiyor. Noguchi, Amerika’yı Bienal’de tek başına temsil eden ilk sanatçıydı ve Amerikan Pavyonu’nu devasa bir Akari enstalasyonuyla doldurdu; lambaların ticari çağrışımlarından çekinen küratörlerin itirazlarına rağmen onların heykel olduğunu savundu. Venedik için yaptığı ve bugüne kadar ürettiği en büyük Akari olan 200D modeli, çam ağacından özel bir kabin içinde, 2009’dan bu yana ilk kez sergide. Eskiz defterleri de yeni fener formlarının nasıl doğduğunu gösteriyor.

Neden bugün önemli?

Akari’nin yıl dönümü, iç mekân dünyasında “yumuşak ışık” takıntısının zirveye çıktığı bir döneme denk geliyor. Japandi estetiği, sıcak minimalizm ve kâğıt fenerlerin geri dönüşü; hepsi doğrudan ya da dolaylı olarak Noguchi’nin 1951’deki fikrine dayanıyor. Aynı sonbaharda Zürih’teki Museum für Gestaltung, Hollandalı tasarımcı Sabine Marcelis’in ışık ve renk üzerine ilk müze sergisini açtı; Guggenheim Bilbao 11 Kasım’da Dan Flavin’i ağırlayacak. Tasarım dünyasının bu sezon ışığa bakıyor olması tesadüf değil: ekranların soğuk parlaklığından yorulan bir kuşak, evinde kâğıdın ardından süzülen ışığı arıyor.

Müze, yıl dönümü için okurları da sürece dahil ediyor: Akari lambalarını evlerinde nasıl kullandıklarını gösteren fotoğrafları topluyor. 1985’te bir sanatçının kendi eserleri için tasarladığı ilk Amerikan müzesi olarak açılan Noguchi Müzesi, Queens’in Long Island City bölgesinde, dünyanın en geniş Noguchi koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. New York’a yolu düşenler için bu sergi, önümüzdeki on ay boyunca şehrin en sakin durağı olacak.