Kabuğunu Kıran Sanat: Lob/star, “Lobstart” ile Eski Posta Han’da Açılıyor

Mehmet Sinan Kuran’ın öncülüğünde kurulan yeni sanat platformu Lob/star, ilk sergisi “Lobstart” ile 5 Aralık’ta Karaköy’deki tarihî Eski Posta Han’ın kapılarını açıyor: sekiz sanatçı, üç kat ve “herkes sanat eserine sahip olabilir” iddiası.

Istakoz büyürken kabuğunu değiştirir; eski kabuğu geride bırakır, bir süre savunmasız kalır ve sonra daha büyük bir bedenle yoluna devam eder. Mehmet Sinan Kuran’ın sanat evreninde uzun süredir dolaşan bu metafor, şimdi bir platforma adını veriyor. Lob/star, sanatı daha erişilebilir kılmayı, güncel sanat üretimlerine görünürlük kazandırmayı ve sanatçıları daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan yeni bir oluşum. İlk büyük lansman sergisi “Lobstart”, 5 Aralık 2026 ile 30 Ocak 2027 tarihleri arasında Karaköy’deki Eski Posta Han’da gerçekleşecek.

Mesajların binasından sanatın ağına

Mekân seçimi tesadüf değil. Bir zamanlar şehrin haberleşme ve ticaret hatlarının kesiştiği noktalardan biri olan Eski Posta Han, bugün sergiler ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan çok disiplinli bir yaratıcı alan. Lobstart, binanın bu hafızasını serginin anlatısına dahil ediyor: mesajların birbirine ulaştığı yapı, şimdi sanatçıların fikirlerinin, malzemelerin ve izleyicilerin birbirine temas ettiği yeni bir ağın başlangıç noktası olarak kurgulanıyor. Sergi, binanın farklı katlarına ve odalarına yayılıyor; izleyici katlar arasında dolaşırken farklı sanatçıların üretimleri arasında bir keşfe çıkıyor.

Küratörlüğünü Dr. Feride Çelik’in üstlendiği sergide Mehmet Sinan Kuran’ın yanı sıra Erkan Akyıldız, Yağmur Çalış, Sandra Çavdar, Mahir Kurtulan, Gülnur Özdağlar, Eylem Pala ve Ayşen Yıldırım’ın eserleri yer alıyor. Çelik’in kurgusunda giriş katı Kuran’ın işlerine ve platformun enerjisini taşıyan kırmızı tonlardaki yerleştirmelere ayrılmış. Orta katlarda Akyıldız, Çalış, Çavdar, Kurtulan ve Yıldırım’ın farklı disiplinlerden gelen üretimleri Kuran’ın eserleriyle buluşuyor. Üst katta ise Gülnur Özdağlar ve Eylem Pala’nın atık malzemeleri dönüştüren çalışmaları, binanın kendi hafızasıyla yan yana gelerek serginin dönüşüm ve sürdürülebilirlik eksenini güçlendiriyor. Çelik, amaçlarını sanatçıların farklı dillerinin birbirine karışmadan birbirini beslediği bir deneyim yaratmak olarak özetliyor.

“Sanatla hayat arasındaki mesafeyi azaltmak istiyoruz”

Kuran için Lob/star, sanatın yalnızca belirli mekânlarda ve belirli bir çevrenin içinde dolaşan bir alan olmasına itiraz. Kabuğunu değiştiren ıstakoz, onun deyişiyle “kabuğu kırmayı, dışarı çıkmayı ve sanatla hayat arasındaki mesafeyi azaltmayı” anlatıyor. Platformun farklı insanların sanatla kendi yollarından ilişki kurabileceği, yeni fikirlerin ve üretimlerin görünür olabileceği bir alan olmasını istiyor ve bunu büyük bir başlangıçtan çok, büyüyebilecek bir hareketin ilk adımı olarak tanımlıyor.

Bu yaklaşım Kuran’ın kendi hikâyesiyle de örtüşüyor. Sanat kariyerine kırk beş yaşından sonra, günlüklerine çizdiği desenlerle başlayan Kuran, duygu yüklü minyatür çizimlerinin yanı sıra büyük bir ekiple ürettiği üç boyutlu işlerle tanınıyor; çocuklarla ve kurumlarla düzenli olarak kolektif duvar resimleri yapıyor. 2020’de Anna Laudel’deki “Posthumous” sergisinde izleyicileri ortak bir duvara çizmeye davet etmiş, üç ayda binlerce kişi bu duvara katkıda bulunmuştu. Lobstart, o katılımcı refleksi bir sergiden bir platforma taşıyor.

Koleksiyonerliğe davet

“Herkes sanat eserine sahip olabilir” fikrinden yola çıkan platform, sanatla yeni bir ilişki kurmak isteyen herkesi eserlerle doğrudan temas etmeye ve koleksiyonerliğe davet ediyor. İstanbul’da güncel sanatın galeri ve fuar devresinin dışına taşma arayışının güçlendiği bir dönemde, tarihî bir han içinde sekiz sanatçıyı ve yeni koleksiyonerleri bir araya getirmeyi hedefleyen Lobstart, kış sezonunun takip edilmesi gereken açılışlarından biri olarak öne çıkıyor.