
Sözel kültürün egemenliği, hikâye anlatıcılarının icat edip kullandıkları bu teknikle işliyordu. Okur-yazar olmadığınızı ya da çok önemli bir olay sırasında elinizde kalem-kâğıt bile bulunmadığını düşünün. Tek yol düşüncelerinizi ya da anılarınızı etkin bir şekilde organize etmenizdir. Hatırlama Zanaatı uygulayıcıları bunun için Ortaçağda “Yerler ve İmajlar Metotları” adını verdikleri bir disiplin geliştirmişler. Kabaca ve özetleyerek anlatmak gerekirse bu metot şuna dayanıyordu: Zihninizde herhangi bir bina kuruyordunuz. Mesela bir ev ve odaların her birine sonradan anımsamak istediğiniz imajları serpiştiriyordunuz. Bu sayede imajların serpiştirilme sırası bile birbirlerini çağrıştırmalarına olanak sağlıyordu. Hatırlamak ise hayaldeki bu binanın ve odalarının sanal olarak ziyaret edilmesiydi.
HATIRLAMA TEKNİKLERİ
Peki, videonun son derecede modern hatta “video sanatı” düşünüldüğünde post-modern bir teknik olması onu “hatırlama tekniklerinin” dünyasından uzaklaştırmış olabilir mi? Yoksa video sanatı “hatırlamanın hatırlanması” gibi bir formüle cevap verebilecek sanatsal bir aygıt mıdır? Bu yazıda böyle bir sorunun cevabını bulmak tabii ki mümkün değil ancak kimi sanat yapıtlarını deneyimlemek, çoğu zaman oturup birtakım meseleler üzerine sadece düşünmekten çok daha fazlasını sunuyor ve izleyiciyi provoke ediyor. Aralık ayı içinde gidip görebileceğiniz Lübnanlı sanatçı Akram Zaatari’nin, SALT Beyoğlu’nun üç katına yayılan sergisi, video sanatı ve hatıralar arasında adeta organik ve bir o kadar da gerilimli bir köprü oluşturuyor. Zaten video sanatı çıkış noktasını temsil ve gerçeklik arasındaki gerilimde bulur. Yani video sanatı için fotoğraf veya sinemanın başlattığı imgesel ifade biçimi, gücünü gerçeği olduğu gibi gösterme kapasitesinde değil, temsil ve gerçeklik arasında yaratılan gerilim ilişkisinden alır. Bu gerilimli ilişki esasında herhangi bir üretimin sanat olup olmaması konusundaki en belirleyici unsurdur. Video sanatı ile görsellik sadece seyirlik bir kurgu olmanın bir adım ötesine geçer ve artık görselleri, düşünmenin asli bir unsuru veya aygıtı haline getirmenin yeni yollarını keşfe

Akram Zaatari’nin SALT Beyoğlu’ndaki sergisi, “The Uneasy Subject” (Rahatsız Edici Konu), “28 Nights and A Poem” (28 Gece ve Bir Şiir), “Earth of Endless Secrets” (Ebedî Gizemler Toprağı) ve “Time Capsule” (Zaman Kapsülü) gibi önemli projelerinden çalışmaları bir araya getiriyor. Zaatari işlerinde kazı çalışmaları, politik direniş, eski militanların yaşamı, gücü tükenmiş bir sol hareketin mirası, savaş zamanlarındaki görüntülerin dolaşımı, kaybolmuş, bulunmuş, gömülmüş, ortaya çıkarılmış veya başka bir nedenle gönderildiği adrese ulaşması gecikmiş mektuplar gibi bir dizi tema, konu ve pratiği ele alıyor. Kısacası bu yöntemle imgesel bir yeniden tarih yazımına girişmiş oluyor. Lübnan’ın politik tarihi ve onun imgesel belleğini konu alan yapıtları, Zaatari’nin özellikle arşiv pratikleri alanında önemli çalışmalar yapmasını zorunlu kılmış.
YAKIN TARİHİN GÖRSEL ŞEMASI
Zaatari’nin yakın tarihle kurduğu ilişki, net bir politik tavır veya söylem bütünü ile çalışmalarında yer alıyor, dersek yanılmış oluruz. Çünkü Zaatari için asıl önemli olan kişisel hatıralardan yola çıkarak, yakın tarihin veya gömülü, gizlenmiş, açığa çıkmayı bekleyen şeylerin arkeolojisinin görsel bir şemasını sergilemektir. Çalışmaların sergi mekânındaki konumuna baktığımızda hareketli imajlarla örülmüş bir şema ile karşılaşırız. Ve yine bu şema sayesinde kendimizi çalışmalara konu olan hikâyelerin ötesinde, bütün o hikâyeleri bir arada tutan bir üretim biçimi üzerine düşünürken buluruz. Yani “video sanatı”nın en temel argümanı olan düşünen bir görme biçimi sağlanmış olur. İzleyici artık kendisi için görünür olan izleri takip eder ve alternatif bir tarih yazımına tanıklık eder. Nihai görüntüler yerine o görüntülerin üretilme biçimleriyle ilişki kurar. Akram Zaatari’nin SALT Beyoğlu sergisi, imajların sadece seyirlik bir şey olmadığını anımsatıyor. Zaatari çalışmalarıyla gerçeklik ve onun temsili arasındaki gerilimli bölgeyi haritalandırarak bize adeta “Görüyorum o halde düşünüyorum” dedirtiyor.

