
Karaoğlan
Son yıllarda o kadar çok çizgi roman uyarlaması izledik ki artık Hollywood’dan içinde süper kahraman olmayan film çıkmaz gibi bir yargı oluştu. Oysa bizim de çizgi romanlarımız var ve bunların uyarlamaları da ufaktan sökün etmeye başlamış durumda. İlk örneklerden biri olacak “Karaoğlan” 11 Ocak’ta vizyona giriyor. Kudret Sabancı’nın yönettiği filmde Volkan Keskin, Müge Boz, Özlem Yılmaz ve Hasan Yalnızoğlu rol alıyor. Suat Yalaz’ın eseri bundan 10 yıl önce televizyona da uyarlanmış ama tutmamıştı. Şimdi bu Türk çizgi kahramanı beyazperdede. Filmde Moğol istilasının Anadolu kapılarına dayandığı döneme gidiyoruz. Moğollardan kaçınmanın tek yolu Türk beylikleri arasında birlik oluşturmak. Bu birliği gerçekleştirmek de Çise Hatun’un Altın Orda’ya gelin gitmesinde yatıyor. Moğolların lideri Camoka’nın bu birliği engellemek için planıysa Çise Hatun’a suikast düzenlemek. Tabii olaya dur deme savaşını vermek, efsane kahraman Karaoğlan’a düşüyor.

Hiçbir filmi bir diğerine benzemeyen Oscar’lı yönetmen Ang Lee’nin yeni filminde Tobey Maguire, Gerard Depardieu, Irrfan Khan ve Suraj Sharma rol alıyor. Hintli genç Pi Patel’in başından geçen akıl almaz, yer yer fantastik macera anlatılıyor filmde.


Geçen yılın hit komedisi “Nedimeler”den sonra, kadınları odağına alan ve dur durak bilmeyen bir koşuşturmacanın içine sokan evlilik komedileri tekrar moda oldu. Bu senenin vizyonunu da bu film akımının yeni temsilcisi “Bekârlığa Veda” ile kapatıyoruz. Filmde, üç lise arkadaşı, eski bir arkadaşlarının düğününden önce eğlenmek için bir araya geliyorlar. Evlenecek olan Becky ise bekârlığa veda kisvesi altında bu üç arkadaştan intikam almak peşinde. Zira kiloları yüzünden çocukluklarından beri dalga geçtikleri Becky New York’ta çılgın bir maceranın içine sürüklenmelerine neden olur.

Gökbakar kardeşlerin yönetmenlik vazifesini üstlenen Togan Gökbakar, “Recep İvedik” serisinden sonra ağabeyi Şahan Gökbakar’ı başrole yerleştirdiği duygusal bir romantik komedi ile karşımızda. Şahan Gökbakar’a filmde Ezgi Mola eşlik edecek. Babasının dükkânında esnaflık yapan Celal’le bir yapı markette çalışan Ceren, altı yıllık ilişkilerini evlilikle taçlandırmaya karar veriyorlar. Fakat yakın arkadaşlarının sebep olduğu olaylar, çiftin birbirinden uzaklaşmasına yol açıyor. “Celal ile Ceren” modern ilişkilerde yaşanan sorunları komedi süzgecinden geçirecek.

“The Fighter” ile geçen seneki Oscarlarda adından bahsettiren David O. Russell’ın yeni filminde Jennifer Lawrence, Bradley Cooper, Robert De Niro ve Julia Stiles oynuyor. Filmde Pat Solatana hayatındaki her şey olarak betimlediği işini ve eşini kaybetmiş bir adam. Annesiyle babasının evine yerleşiyor. Kaybettiği her şeyi geri kazanmaya yeminli Pat, bir gün Tiffany isimli bir kadınla tanışıyor ve tüm planları altüst oluyor.

“Moulin Rouge” ile isim yapmış Baz Luhrmann’ın yönettiği müzikalde Leonardo DiCaprio, Tobey Maguire, Carey Mulligan ve Isla Fisher başrolde. Scott Fitzgerald’ın romanından uyarlanan film gösterişli setleri ve pahalı prodüksiyonu ile dikkat çekiyor. 1920’lerde Amerikan rüyasını gösterişli hayatıyla yaşayan Jay Gatsby’nin zirveye yükselme ve oradan sıfıra geri dönme hikayesi didik didik ediliyor.

Bu yıl Altın Palmiye kazanan ve önümüzdeki Oscar’da en iyi yabancı film dalında Akademi Ödülü’nü kucaklayacağına kesin gözüyle bakılan film, gecikmeli de olsa 28 Aralık’ta vizyona girecek. Yönetmen koltuğunda tartışmalı filmlerin yönetmeni Michael Haneke var. Seyirciyi geren filmlerin adamı olarak bilinen Haneke, bu kez herkesi şaşırtarak, 80’li yaşlarında iki emekli müzik öğretmenin aşkını anlatıyor. Başrollerde Jean Louis Trintignant, Emmanuelle Riva, Isabelle Huppert ve Alexandre Tharaud var.

“Kötü Kan” ve “Köprü Üstü Âşıkları” gibi kült filmlerin yönetmeni Leos Carax, son filmi “Pola X”ten tam 13 yıl sonra yeniden sinemaya dönüyor. Başrolde tabii ki Carax’ın olmazsa olmazı olan Fransız tiyatrocu Denis Lavant var. Eşlikçi olarak Eva Mendes, Kylie Minogue ve Edith Scob filmde rol alıyor. 1 Ocak haftasından itibaren vizyona girecek “Holy Motors” yine Carax usulü, şifreli bir hikâye anlatıyor. DL adlı varlığın hayatında bir güne tanık olduğumuz filmde, bir hayattan diğerine şiirsel bir yolculuğa çıkıyoruz. Birbirinden kopuk görünen ama fena halde iç içe geçmiş bu yaşamlarda, DL o kişinin kimliğine bürünüyor. Bazen bir erkeğin hayatına, bazen bir kadına, bazen genç bir bedene, bazen de ölüm döşeğindeki bir hayata sızıyor. Fransa’nın dünya sinemasına armağanı bu çılgın yönetmenin eski eserlerini de gözden geçirme fırsatı.

Tom Cruise şarap gibi yıllandıkça rol seçimlerinde de daha dikkat gösterir hale geldi. Cruise’in başrolünde oynadığı “Valkyrie” filminin senaristi olan Oscarlı Christopher McQuarrie’nin yönettiği “Jack Reacher” 21 Aralık’ta gösterime giriyor. Heyecanlı ve sürükleyici bir macera filmi bizi bekliyor. Olaylar, ordu geçmişi olan özel dedektif Jack Reacher’ın çevresinde gelişiyor. Film sadece Tom Cruise severlere değil, polisiye öykülere ve McQuarrie’nin usta işi senaryosuna meraklı olanlara da hitap ediyor. McQuarrie’nin Oscar’ını “Olağan Şüpheliler”le aldığını hatırlatalım.

“kendime aynada bakıp hiç ‘sen çılgın bir fotoğrafçı mısın’ diye sormadım” diyor, ama fotoğrafları çılgın.
Ünlüleri çeşitli kılıklara büründürüp türlü makyajlarla uçuk kaçık fotoğraflarını çeken, hatta bu tür çalışmalarını tema yaptığı bir de dergi yayınlayan Mehmet Turgut’un “30” ismini verdiği kitabı raflardaki yerini aldı. “30,” çünkü kitapta yer alan 37 fotoğrafı 30 yaşına kadar çekmiş Turgut. Sanatçının son 11 yılda gerçekleştirdiği, ulusal ve uluslararası alanda birçok ödül alan çalışmalarından derlenen kitabın editörü Yekta Kopan, yayıncı ise Doğan Kitap. Kitapta sadece fotoğraflara değil, herkesin merak ettiği “O çekimlerde neler oluyor?” sorusu da yanıt buluyor. Mehmet Turgut aklımıza takılan bazı sorulara şu yanıt verdi.

“30” son 11 yılda çektiğim sanat fotoğraflarından bir derleme. 30’lu yaşlar bir fotoğrafçının hayatında teknik erişkinliklere ulaşmaya başladığı bir dönem.
Kitabın editörü Yekta Kopan’ın “30”un oluşumuna nasıl bir katkısı oldu?
Hepimiz zamanımızı yaşıyoruz ve hepimizin kendine ait yolları var, konu biraz da hayata nasıl baktığınla alâkalı. Yekta Kopan ile hayata birçok açıdan aynı bakıyoruz, bu yüzden de yollarımız birçok kez, bu kitapta da olduğu gibi kesişiyor.
46 isimli bir dergi yayınlıyorsunuz. Sayılarla alıp veremediğiniz ne?
Ne 46 ne de 30 benim uğurlu sayılarım; benim uğurlu sayım yedidir. Bence rakamlar ruhsuz gibi gözükse de doğduğumuz andan itibaren hep hayatımızdalar.

Hayatım boyunca uluslararası platformlarda ve Türkiye’de sayısız ödül aldım. Bunlar bana anlık ve kısa süreli tatminler sağladı. Uzun vadede hayatıma çok etkileri olabileceğini düşünmüyorum.
Siz “çılgın” bir fotoğrafçı mısınız?
Kendime aynada bakıp hiç “Sen çılgın bir fotoğrafçı mısın?” diye sormadım.




Bir klasik yeniden ve bu sefer epey ışıltılı olarak beyazperdede. Yönetmen koltuğunda, dönem dramalarının İngiliz ustası Joe Wright ve başrolde de yönetmenin üçüncü kez birlikte çalıştığı zarafet sembolü Keira Knightley var. Tolstoy’un klasiğinin bu yeni uyarlamasında Jude Law, Aaron Taylor Johnson ve Kelly Macdonald, Anna Karenina rolündeki Keira Knightley’e eşlik ediyorlar. 28 Aralık’ta vizyon yüzü görecek olan film yüksek bir sosyal statü taşıyan Anna Karenina ve onun tanıştığı subay Vronsky’nin aşkı anlatılıyor.

