Beykoz Kundura’da Nisan: Hafızanın İzinde, Müziğin Ritmiyle Yeniden Üretmek
Kitapların Ruhunu Korumaktan Geleceğin Hikâyelerine
Beykoz Kundura, Nisan ayına “koruma ve yaşatma” bilinciyle bir başlangıç yapıyor. 62. Kütüphaneler Haftası kapsamında 4 Nisan’da gerçekleşecek olan “Kitapları Nasıl Koruruz” atölyesi, restoratör Beyza Nur Çelebioğlu rehberliğinde kitap tutkunlarını fiziksel bir sağaltım sürecine dahil ediyor. Katılımcılar sadece teorik bilgi almakla kalmayıp, kendi kütüphaneleri için koruyucu kutular üreterek zanaat ve korumacılığı birleştiriyor. Çocuklar için kurgulanan “Kütüphanede Zaman Yolculuğu” ise erken Cumhuriyet döneminin kültürel kodlarını imge tiyatrosuyla bugüne taşıyarak, genç zihinleri Aka Gündüz’ün metinlerinden ilhamla kendi hikâyelerini yazmaya teşvik ediyor.
Gastronomi ve Müziğin Zarif Buluşması: Kundura Bostan’dan Sofraya
5 Nisan Pazar günü, Beykoz Kundura’nın doğal dokusuyla bütünleşen “Zarif Bir Brunch Deneyimi”, gastronomi meraklılarını mest etmeye hazırlanıyor. Kundura Bostan’ın mevsimsel ürünleriyle hazırlanan şef dokunuşlu lezzetler, piyanist Ceren Çokdeğerli’nin klasik müzik disipliniyle yoğrulmuş caz repertuvarı eşliğinde sunuluyor. Boğaz havasında, topraktan tabağa uzanan bu deneyim, müziğin tınısıyla birleşerek pazar gününü bir ritüele dönüştürüyor.
Pola Negri ve Ayşe Tütüncü: Sessiz Sinemanın Canlı Ritmi
Nisan ayının sinematografik zirvesi, 11 Nisan’da sahnelenecek olan “Spanish Dancer” (İspanyol Dansçı) gösterimi olacak. Sessiz sinemanın ikonik yıldızı Pola Negri’nin tutku dolu performansına, Türkiye’nin en önemli piyanist ve bestecilerinden Ayşe Tütüncü canlı performansıyla eşlik edecek. Perdedeki 1923 tarihli bu görsel şölen, Tütüncü’nün piyano tuşlarından yükselen organik bağla birleşerek, sessizliğin içindeki o derin müziği izleyicinin ruhuna fısıldayacak.
Anadolu’dan Rumeli’ye Akustik Bir Köprü: Duble Salih
Müzik programının kapanışı ise gelenekseli güncelin süzgecinden geçiren “Müşterek Taksim Konser Serisi” ile yapılıyor. 25 Nisan’da sahne alacak olan Duble Salih (Salih Nazım Peker & Salih Korkut Peker), Anadolu ve Rumeli türkülerini cümbüş, kopuz ve akustik gitarın yalın tınılarıyla yeniden yorumluyor. Flamenkodan rebetikoya, bluestan bluegrass’a uzanan bu türler arası diyalog, dinleyiciye tamamen akustik, samimi ve köklü bir müzikal hikâye anlatıyor.
