Hollywood’un “Ötekisi”, Sinemanın Efendisi: İstanbul Modern’de Oscar Heyecanı
Akademi Ödülleri’nin ayak sesleri duyulurken, İstanbul Modern Sinema her yılın en çok beklenen programlarından biriyle geri dönüyor: “Oscar’ın Yabancıları”. Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla hazırlanan bu özel program, adındaki ironinin hakkını vererek, Hollywood merkeziyetçi bakış açısının “yabancı” dediği, ancak kendi coğrafyalarında birer başyapıt olan filmleri bir araya getiriyor. 10 filmden oluşan bu seçki; Japonya’nın geleneksel tiyatrosundan Brezilya’nın diktatörlük yıllarına, Türkiye’nin puslu aile geçmişinden Macaristan’ın devrim sonrası travmalarına uzanan devasa bir harita çiziyor.
Bellek, Kimlik ve Kuşaklar Arası Miras
Bu yılki programın en belirgin damarı, karakterlerin kendi geçmişleri ve toplumsal hafıza ile girdikleri kaçınılmaz çatışmalar.
Kokuho, Japon Kabuki geleneğinin o ağır ve büyüleyici disiplini altında ezilen bir babanın ve oğulun hikâyesini anlatırken gelenek ile birey arasındaki uçurumu gösteriyor.
Öte yandan Düşüşün Tınısı, Almanya’nın çiftlik evlerinde dört kuşak kadının sessiz direnişini şiirsel bir dille perdeye taşıyor.
Macar yönetmen László Nemes’in Yetim filmi ise, 1956 ayaklanmasının ardından babasını arayan bir çocuğun gözünden kolektif travmanın ne kadar kişisel olabileceğini kanıtlıyor.
Siyasetin Gölgesinde Gündelik Hayat
Sinema, çoğu zaman tarihin yazmadığı o küçük anları kaydeder. Gizli Ajan, 70’lerin Brezilya’sındaki askeri diktatörlüğü büyük çatışmalarla değil, bir akademisyenin ailesini korumaya çalışırken yaşadığı o gerilimli, klostrofobik gündelik hayatı üzerinden anlatıyor. Wagner Moura’nın Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle taçlanan performansı, bu sessiz baskının ne kadar gürültülü olabileceğini hissettiriyor. Benzer şekilde Meksika’dan gelen Hiç Bir Yere Gitmiyoruz, 1968 katliamının tortularını elli yıl sonra bile üzerinde taşıyan bir avukatın adalet saplantısını etkileyici bir siyah-beyaz sinematografiyle sunuyor.
Türkiye’den Bir Kanada Hikâyesi: “Öldürdüğün Şeyler”
Seçkinin en ilginç ve bizden parçası ise Alireza Khatami imzalı Öldürdüğün Şeyler. Ekin Koç, Ercan Kesal ve Hazar Ergüçlü gibi isimlerin başrolde olduğu film, Türkiye’de geçmesine ve bir Türk ailesinin suskunluklarını anlatmasına rağmen Kanada’nın Oscar adayı olarak programda yer alıyor. Bu ironik durum, sinemanın sınır tanımayan, çok uluslu ve evrensel doğasının en somut örneği.
Mizah, Aşk ve Performans
Sadece dram yok; hayatın trajikomik yanları da seçkide kendine yer buluyor. İzlanda’nın karlı manzaralarından gelen Aşktan Geriye Kalan, bir ailenin dağılışını sevimli bir köpeğin (Palm Dog ödüllü Panda!) ve çocukların gözünden anlatırken; Avusturya yapımı Tavus Kuşu, modern erkeğin başkaları için büründüğü farklı kimlikleri kara mizahla eleştiriyor.
12-22 Şubat tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gerçekleşecek bu on günlük maraton, sadece “En İyi Uluslararası Film” adaylarını görmek için değil, dünyayı başkalarının gözünden görmek için de eşsiz bir fırsat.
