Yedi Yıllık Bir Düşün Kıyısında: Mehmet Uygun ve “Leb-i Derya”
Sanat dünyasında bazı isimler vardır ki, nicelikten ziyade niteliğin, hızdan ziyade derinliğin peşinden giderler. Mehmet Uygun, yedi yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi “Leb-i Derya” ile bu tanımın tam karşılığını veriyor. 4 Şubat – 1 Mart 2026 tarihleri arasında Sevil Dolmacı Gallery’de izleyiciyle buluşan sergi, sanatçının sınırlı ama sarsıcı üretim pratiğinin en taze meyvelerini sunuyor.
Hayal ile Gerçek Arasındaki O İnce Çizgi
Serginin başlığı olan “Leb-i Derya”, kelime anlamıyla “deniz kıyısı” veya “su kenarı” demek olsa da Mehmet Uygun’un evreninde bu, bir eşiği temsil ediyor: Bilinç ile bilinçaltının, görünen dünya ile fantastik kurguların birbirine değdiği o büyülü sınır. Sanatçı, titizlikle işlediği figürleri ve katmanlı kompozisyonlarıyla izleyiciyi gündelik hayatın rasyonelliğinden koparıp, kendi mitolojisini yarattığı bir masalın içine çekiyor.
Sabrın ve Belleğin Tuvali
Yedi yıl süren bu hazırlık dönemi, her bir eserin aslında ne kadar büyük bir zihinsel ve teknik emeğin ürünü olduğunu kanıtlıyor. Uygun’un tuvallerinde bellek, sadece geçmişi hatırlatan bir depo değil; sürekli yeniden üretilen, deforme edilen ve fantastik öğelerle bezenen canlı bir organizma gibi işliyor.
Sevil Dolmacı Gallery’nin büyüleyici atmosferinde sergilenen bu seçki, sadece bir resim sergisi değil, aynı zamanda bir sanatçının kendi iç denizine yaptığı yolculuğun dışa vurumu. Mart ayına kadar devam edecek olan bu sergi, sanatın “yavaşlamaya” ve “derinleşmeye” ihtiyaç duyduğu bu çağda bir vaha niteliğinde.
