Prev1 of 4Next


Fantastik edebiyatı, “Perg Efsaneleri” serisiyle Türkiye’nin ilk fantastik kurgu eserini veren yazardan dinleyelim istedik.

ozgurluk-ugruna

Sizin için ve size göre Türk okurlar için “fantastik edebiyat” nedir?
Benim için fantastik edebiyat, sınırsızca hayal kurmanın ve bu hayalleri insanlarla paylaşmanın en keyifli yolu. Yeni diyarlar düşlemek, hayatın tekdüzeliğine farklı renkler katmak beni mutlu ediyor. Fantastik edebiyatın, hem yazar hem de okur için özgürleştirici bir yönü var. Bizi yaşadığımız ortamdan ve zamandan uzaklaştırıyor, içinde yaşadığımız döneme uzaktan, dolayısıyla daha tarafsız bakabilmemizi sağlıyor. Fantastik romanlar da diğer edebi türlerle aynı temaları işler: Hırs, savaşlar ve siyasi kavgalar, aşk ve tutku, dostluk ve ihanet… Sadece bunu daha renkli bir şekilde, düşsel diyarlarla ya da gelecek tasvirleriyle yapar. Ne yazık ki Türk okuruna yıllarca fantastik edebiyatın sadece bir “kaçış” olduğu, çocukça olduğu söylendi; türü tanıyıp sevenler ise “Türkler fantazya yazamaz!” gibi bir yargıya sahipti. Son yıllarda yerli edebiyatta iyi örnekler verilmeye başlandıkça bu önyargı da kırıldı. Artık fantastik romanlarımızın dergilere kapak olduğunu, üzerlerine üniversite tezleri yazıldığını görebiliyoruz.

Son dönemlerde Türk yazarların fantazya eserleri de yavaş yavaş el üzerinde tutuluyor.
Dünyada fantastik edebiyat her zaman çok okunan bir türdü. “Yüzüklerin Efendisi” bizde popüler olmadan çok zaman önce dünyayı kasıp kavurmuştu. Le Guin, Poe, İspanya’nın büyülü gerçekçilik akımı, “Frankenstein” gibi korku klasikleri her zaman el üstünde tutulurdu. Türkiye’de ilginin artmasını ise bu tür eserlerin sinemaya uyarlanmaya başlamasına bağlayabiliriz. “Harry Potter” ya da “Yüzüklerin Efendisi” kitap serileri filme çekilmeden önce ülkemizde o kadar da büyük ilgi görmüyorlardı. Yerli edebiyata gelirsek, aslında ülkemizde fantazyaya meraklı bir kesim daima vardı; “Dede Korkut Hikâyeleri”yle, Evliya Çelebi’nin “Seyahatnâme”siyle, Anadolu masallarıyla büyüyen insanlarız ama yerli fantastik edebiyata karşı ön yargılar yüzünden bu kesim baskı altındaydı. Bu alanda yazmaya niyetlenip sonra “kitabımı bastıramam, basılsa da ciddiye alınmaz” diye düşünerek vazgeçen çok insan biliyorum. Son dönemdeki atılımda, bu alanda tutkuyla çalışan insanların bireysel başarıları, FABİSAD gibi oluşumların çabaları büyük rol oynadı.

Prev1 of 4Next