“Azize Thecla (Tekla) : Arşiv & Hadde ” Disiplinlerarası Karma Sergisi
Mekân: Kurşunlu Han (Azize Tekla Kilisesi Kalıntıları Üzerinde)
Sergi Dönemi: EYLÜL 2026
Kavramsal Çerçeve
Tarih, sadece kazananların ya da büyük kürsülerden konuşanların yazdığı bir metin midir; yoksa mekânların sessiz taşlarında, unutulmuş ritüellerde nefes almaya devam eden canlı bir organizma mı?
Kurşunlu Han’da gerçekleştirilecek “Archive” performansıyla eş zamanlı olarak, binanın temellerinde yatan kadim bir hafızayı uyandırmaya hazırlanıyoruz. Bugün Kurşunlu Han olarak bildiğimiz bu yapının yerinde, bir zamanlar Geç Antik Çağ’ın en çok yüceltilen, korkusuzluğuyla bilinen ama zamanla resmi tarihin gölgesinde bırakılan Azize Tekla’ya adanmış bir kilise yer almaktaydı.
Thecla; havarilerin, toplumsal normların ve eril anlatıların gölgesinde pasif bir figür olmayı reddetti. Kendi inancının, eyleminin ve dönüşümünün öznesi oldu. Ölmekte olanların koruyucu azizesi olarak anılan bu kadının hikâyesi, sadece bir “şehitlik” öyküsü değil; bir kadının kendi sesini ve varoluşunu radikal bir biçimde inşa etme mücadelesidir.
Bu sergiyle, ölü kelimeleri tekrar etmek yerine, Thecla’nınhikâyesinin başına gelenleri sorguluyoruz. Zamanda bir delik açıyor ve soruyoruz: Bu coğrafyada, bu mekânda bir zamanlar en çok konuşulan kadının sesi nasıl oldu da unutturuldu? Ve o ses, bugün kadın sanatçılar aracılığıyla nasıl bir yankı bulmak istiyor?
Sanatçılara Davet ve Tema Odakları
Kadın sanatçılardan oluşan bu karma sergi, Kurşunlu Han’ın fiziksel ve tarihsel alanını bir sergileme alanından ziyade, geçmişle bugünün buluştuğu bir “deneysel alan“ olarak görüyor. Farklı disiplinlerden (Görsel Sanatlar, Heykel, Yerleştirme/Enstalasyon, Ses Tasarımı, Video Art, Performans Dokümantasyonu, Tekstil gibi) kadın sanatçıları, aşağıdaki temalar etrafında Azize Tekla’nın ve mekânın arşiviyle derin bir dinleme ilişkisi kurmaya davet ediyoruz: Kadın Bakışı ve Ritüel: Kadın deneyiminin, şifanın ve ritüellerin sanat pratiğindeki izdüşümleri.
Sergi, Kurşunlu Han’ın mimari dokusuna, atmosferine ve eş zamanlı gerçekleşecek olan tiyatro performansının enerjisine eklemlenecek, onunla diyalog kuracak eserlere öncelik tanıyacaktır.
Katılım için Gerekli Belgeler:
“Arşiv durağan değildir. Arşiv yaşayan, nefes alan bir kavramdır; merakla ve radikal bir derin dinlemeyle yeniden içine girilmeyi bekler.”
Geleceğin hafızasında yer alacak bu yaşayan arşivi birlikte kazımak için önerilerinizi bekliyoruz.
HADDE: Çilenin ve Maddenin İnceldiği Eşik
Kurşunlu Han’ın katmanlı mimarisi bugün zamanın ve emeğin iki farklı yönüne ev sahipliği yapıyor. Alt katta; demirin ağırlığı, cıvataların sıkışması, yayların gerilimi ve metalin çıplak sesiyle süregiden endüstriyel bir üretim var. Üst katta ise farklı disiplinlerden sanatsal üretimlerden oluşan bir yapı var.
Maddenin İncelmesi:
Hadde, metalin bir kalıp üzerindeki giderek daralan deliklerden basınçla geçirilerek tel veya levha haline getirilmesi, yani zorlanarak inceltilmesi işlemidir. Kurşunlu Hanın alt katındaki cıvata, yay ve metal tamiratı, malzemenin en ham, en dirençli halini temsil eder. Alt kat, maddenin henüz haddeden geçmeden önceki o ağır, kaba ve basınç altındaki halidir.
Çilenin Damıtılması:
Azize Tekla’nın şehitlik öyküsü, tam anlamıyla bir “haddeden geçme” sürecidir. Toplumsal normların, eril cezalandırma mekanizmalarının, arenaların, ateşlerin ve canavarların daralan çemberinden geçe geçeyürür Tekla; nncak bu baskı onu yok etmez; aksine onu dünyevi bağlarından arındırır, inceltir ve mutlak bir otonomiye ulaştırır.
Sergi kapsamında çile, pasif bir kurban olma hali değil, bir ruhun haddeden geçerek en saf, keskin ve inceltilmiş formuna, korkusuzluğa, şifanın kıyısına ulaşmasını refere edecek üretimler beklenmektedir.
AZİZE TEKLA
Hristiyanlığın en önemli ve etkili kadın figürlerinden biri olan Azize Tekla, erken dönem kilise tarihinde “ilk kadın şehit” (protomartyr) ve “havarilere eş” (isapostolos) unvanlarıyla anılır. Hayatı, inancı uğruna gösterdiği direnç ve günümüze uzanan mekânsal hafızasıyla Hristiyan litürjisinin temel yapı taşlarından biridir.
Pavlus’un Öğrencisi: İkonium’dan (Konya) Başlayan Direniş
Azize Tekla’nın hikayesi, MS 2. yüzyıla tarihlenen ve apokrif bir metin olan Pavlus ve Tekla’nın İşleri (Acta Pauli et Theclae) adlı esere dayanır.
MS 1. yüzyılda İkonium’da (bugünkü Konya) soylu ve varlıklı bir ailenin kızı olarak doğan 17 yaşındaki Tekla, penceresinden Aziz Pavlus’un (St. Paul) vaazlarını dinler ve derinden etkilenerek Hristiyanlığı benimser. Bakirelik yemini edip nişanlısını reddetmesi, dönemin pagan toplumu ve kendi ailesi tarafından büyük bir tepkiyle karşılanır.
İnancından vazgeçmesi için önce annesi tarafından yakılmaya mahkûm edilir; ancak anlatıya göre aniden bastıran mucizevi bir sağanak yağmur ateşi söndürür. Ardından Pisidya Antiokheiası’nda (Yalvaç) vahşi hayvanların ve aslanların önüne atılır, fakat dişi aslanlar ona saldırmak yerine ayaklarının dibine yatarak onu korur. Bu olaylar, Tekla’yı erken Hristiyanlıkta kadın direnişinin ve ruhsal iradenin en güçlü sembollerinden biri haline getirmiştir.
İnziva ve Şifa: Silifke (Seleukeia) Yılları
Zulümlerden kurtulan Tekla, Pavlus’un izniyle dini yaymak üzere yola çıkar ve nihayetinde Seleukeia’ya (bugünkü Mersin, Silifke) gelir. Hayatının geri kalanını burada, dağlık bir alandaki mağarada inzivaya çekilerek geçirir.
Bu mağarada sadece manevi bir arınma yaşamaz; aynı zamanda pagan yöre halkına Hristiyanlığı anlatır ve hastaları iyileştiren bir şifacıya dönüşür. Onun bu konumu, kilise tarihinde kadının öğretici ve şifacı rolünü üstlendiği nadir ve güçlü örneklerden biridir. Efsaneye göre, onu öldürmek isteyen putperest hekimlerin gönderdiği suikastçilerdenkaçarken mağaranın duvarı yarılır ve Tekla bu yarıktan geçerek sırra kadem basar.
Litürjik Önemi ve Mimari Hafıza
Azize Tekla, Hristiyan litürjisinde ve mimari hafızasında devasa bir iz bırakmıştır:
Litürjik Anma: Doğu Ortodoks Kiliseleri onu 24 Eylül’de, Roma Katolik
Kilisesi ise 23 Eylül’de anar. Özellikle Doğu kiliselerinde ona verilen “Havari-ye Eş” unvanı, Hristiyanlığın yayılmasındaki tarihsel rolünün havarilerle bir tutulduğunu gösterir.
Gizli İbadetten Hac Merkezine: Tekla’nın yaşadığı ve kaybolduğuna inanılan mağara, MS 312 yılında Hristiyanlığın serbest bırakılmasına kadar gizli bir ibadet alanı olarak kullanılmıştır. Daha sonra IV. yüzyılda bir yeraltı kilisesine dönüştürülmüştür.
Meryemlik (Ayatekla) Ören Yeri: İmparator Zenon döneminde (MS 475-477) mağaranın üzerine devasa bir bazilika, hamam ve sarnıçlar inşa edilmiştir. Bugün Silifke’de apsis kalıntıları ve yer altı kilisesiyle ayakta duran bu kompleks, Geç Antik Çağ’da Anadolu’nun en önemli hac rotalarından biri olmuştur.
Azize Tekla figürü, inanç tarihini inceleyenler için sadece teolojik bir metin değil; aynı zamanda Anadolu coğrafyasında kadının ruhsal gücünü, sığındığı mağaraların zamanla nasıl devasa bir mimari ve kültürel hafızaya dönüştüğünü gösteren çok katmanlı bir tarihsel okumadır.


