Warning: Declaration of WPDI_Plugin_Installer_Skin::feedback($string) should be compatible with WP_Upgrader_Skin::feedback($string, ...$args) in /home/trends/public_html/wp-content/plugins/classic-editor-addon/vendor/afragen/wp-dependency-installer/wp-dependency-installer.php on line 526
SELİM SÜME İLE FOTOĞRAFI DÜŞÜNMEK ÜZERİNE | TrendSetter İstanbul

Geçtiğimiz günlerde fotoğrafa bakmanın kendisine hatta zamanla ilişkisine yoğunlaşan bir sergi açıldı…

Versus ArtProject‘de açılan Selim Süme’nin kişisel sergisi ‘In the blink of eye’ 5 yıllık düşünme ve üretme pratiği sonucunda ortaya çıktı.

5 Ocak 2019t arihine kadar görülecebilecek sergi üzerine sanatçı Selim Süme ile konuştuk.

‘’Göz Açıp Kapanıncaya Kadar Geçen Süre’’

Serginin isminden başlamak istiyorum, ‘In the blink of an eye’
İsmi ve sergi ile ilişkisi nedir?

Sergininadı ‘In the blink of an eye’. Makinanın perdesi açılır, karanlık kutunun içine ışık girer ve perde kapanır. Tıpkı doğum ve ölüm arasındaki yaşam, tiyatronun iki perdesi arasındaki oyun gibi; karanlık-aydınlık-karanlık. “Gözaçıp kapanıncaya kadar geçen bu süre” fotoğrafı ortaya çıkarır. Ben de bu sürenin uzaması ile ortaya çıkan imgeyi sistematik bir analiz ile tartışmaya açmaya çalıştım. 
‘Inthe blink of an eye’ Amerikalı ünlü kurgucu Walter Murch’un bir teori kitabının adı. Hareketli görüntünün ne zaman kesilmesi gerektiğini araştırıyor Murch. Tıpkı benim fotoğrafların zamanla ilişkisini araştırdığım gibi. 

Fotoğrafın temsil görevi dışında kullandığı ‘zaman’ üzerine çalışılmış fotogramlar ayrıca resim hissi uyandıran fotoğraflar görüyoruz bize biraz bahseder misin? 
Fotoğraf mekanın ve zamanın dışa vurulmuş bir temsilidir. Objektifin önüne geçen her şeyi yansıtan ve ele geçiren (capture) fotoğraf gerçeklik ile ilişkisi en güçlü araçlardan biri kabul edilir. Fotoğrafta zaman ve mekan algısını opaklaştırdığımızda gerçeklikle kurduğumuz bağ gerilmeye başlar ve bu tansiyon bize fotoğrafı deneyimlemede yeni alanlar açabilir. Bilinçli olarak,fotoğrafın ontolojik bağlamda ihtiyaç duyduğu zaman ve mekanda kaymalar yaratılması ile, fotoğrafın alımlama ve okunmasında bir boşluk yaratılabilir ve bu deneyim sonucunda insanın “saf düşünceyi” harekete geçirebilme ihtimali ortaya çıkar.  Bu sayede fotoğraf gerçeği yansıtma, temsil etme zorunluluğundan sıyrılarak resimselleşir, tarihle ilişkisine yeni bir boyut açar ve fotoğrafa bakma deneyimini özgürleştirir. 

Sergi, Yabancılaşmanın Karşısında Kendisine Muhatap Arıyor

Sergide seyirciye bakan  yüzler görüyoruz, serginin izleyici ileilişkisi nasıl çalışıyor?
Burada yapmaya çalıştığım şey, insanın fotoğrafa ve videoya yabancılaşmasının olanaklarından yararlanmayı öngören sanatsal bir yaklaşım. Sergi bu yabancılaşmanın karşısında kendisine muhatap arıyor. Benim araştırmama katılacak ve sorular soracak bir muhatap diyelim buna. Videolar ile, işlerin de sana baktığını ve serginin merkezinde bakışın olduğunu saptamaya çalıştım. Yani tek taraflı bir sergi değil bu. 

Çalışma süresince kimleri okudun neleri izledin? 
Bu iş yaklaşık 5 yıllık bir sürecin sonucu ortaya çıktı. Bu süre içinde Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yüksek lisansımı tamamladım ve Tekerrür isimli kitabı da yaptım. Paralel okumalar, izlemeler, dinlemeler söz konusu işler vetez arası. Bunlardan Henri Bergson, Jacques Lacan, Zeynep Sayın, Martin Heidegger, Slavoj Zizek, Georg Wilhelm Friedrich Hegel okumaların önemli bir kısmını oluşturdu.

Bu araştırma süreci bu sergi ile birlikte sona mı erdi?
Üretim için kullandığım araçlar görme-bakma ve kaydetme ile ilgili olduğusürece sanırım bir sondan bahsedemeyiz. 

Sonraki işlerinde de bu tür fotoğraf felsefesi üzerine çalışacak mısın?
Daha uzun bir süre bakmanın, görmenin, anlamlandırmanın, imgesel ve simgeseltemsillerin ve bunlar aracılığıyla “gerçeğin” araştırmasına devamedeceğim.