Masanın Başındaki Deha: Josh Safdie’den “Muhteşem Marty”

Uncut Gems ve Good Time gibi filmlerle izleyiciyi nefes nefese bırakan yönetmen Josh Safdie, bu kez odağını 1950’lerin New York sokaklarına ve bir spor alt kültürüne çeviriyor. Başrollerini Hollywood’un parlayan yıldızı Timothée Chalamet, uzun bir aradan sonra setlere dönen Oscar ödüllü Gwyneth Paltrow ve ilk oyunculuk deneyimiyle heyecan yaratan Tyler, the Creator’ın paylaştığı “Muhteşem Marty” (Marty Supreme), yılın en merak edilen yapımlarından biri olmaya aday.

Pinponun Görülmemiş Yüzü

Film, hayalleri kimse tarafından ciddiye alınmayan ancak pinpon masasında bir dâhiden farksız olan Marty Mauser’ın (Timothée Chalamet) hikâyesini anlatıyor. 1950’lerin stilize edilmiş New York atmosferinde geçen yapım, sadece bir spor filmi değil; bir adamın takıntıları, başarı arzusu ve dışlanmışlığı üzerinden kurduğu o tuhaf dünyayı keşfediyor. Marty, büyük bir başarıya ulaşmak için elindeki her şeyi riske atarken, izleyiciyi de Safdie sinemasının o meşhur, yüksek tansiyonlu ritmine ortak ediyor.

Yıldızlar Geçidi ve Safdie Estetiği

Timothée Chalamet’nin iki Oscar adaylığıyla perçinlediği yeteneği, bu filmde Marty’nin hırslı ve bir o kadar da kırılgan karakteriyle yeni bir boyuta ulaşıyor. Gwyneth Paltrow’un sofistike varlığı ve müzik dünyasının dâhisi Tyler, the Creator’ın sinema perdesindeki ilk adımı, filmi türler arası bir sanat olayına dönüştürüyor. Safdie’nin alışılagelmiş “tekinsiz ve samimi” tarzı, 1950’lerin nostaljisiyle birleşince ortaya görsel bir şölen çıkıyor.

“Muhteşem Marty”, azmin bazen çılgınlık seviyesine ulaştığı, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların nasıl kazandığını gösteren, sinematografisiyle büyüleyen bir başyapıt olmaya aday.