12 Kasım Frankhan lansmanı, Türkiye’de dating kültürünün yeni bir faza geçtiğinin işareti. Kaan Divitoğlu anlatıyor: ‘Buluşmayı romantikleştiren değil, normalleştiren bir kültür kuruyoruz.’

Frankhan’daki bu lansman İstanbul için neden bir milat? Türkiye’deki dating alışkanlıklarını gözlemlediğinizde sizi en çok şaşırtan ne oldu?

Açıkçası birkaç ay öncesine kadar İstanbul’daki dating alışkanlıklarını çok iyi bilmiyordum. Ta ki New York lansmanından sonra İstanbul’da tanimadigim insanlardan “Laila ne zaman burada açılacak?” mesajları almaya başlayana kadar. Bu beni gerçekten şaşırttı, çünkü Türkiye’de online dating’in hâlâ belirli bir önyargıyla karşılandığını düşünüyordum.

Amerika’ya kıyasla Türkiye çok daha topluluk odakli bir kültüre sahip. Yani insanlar hâlâ biraz daha “el âlem ne der” bakış açısıyla hareket ediyor. Ama son yıllardaki kültürel ve sosyoekonomik değişimlerle birlikte yeni neslin çok daha bireysel bir hayat gorusu olugunu da görüyorum. Araştırdıkça fark ettim ki, aslında dating uygulamaları Türkiye’de sandığımdan çok daha yaygın.

Özyeğin Üniversitesi’nden psikologların yaptığı bir araştırmaya göre, 18–50 yaş arasındaki bekarların %60’ı dating uygulamalarını ya geçmişte kullanmış ya da hâlâ kullanıyor. Bu oran İngiltere ve Fransa’dan bile yüksek. Bence temel neden şu: hem kadınlar hem de erkekler için dışarıda yeni biriyle tanışmak artık daha zor ve daha riskli hissediliyor. Güvenlik kaygıları, yanlış anlaşılma veya reddedilme korkusu gibi sebepler yüzünden online tanışma çok daha düşük riskli bir alternatif olarak görülüyor.

Bu farkı yazın İstanbul’da geçirdiğim iki ayda birebir gözlemledim. Her gun farklı mekânlarda insanlarla konuşup tepkilerini ölçmeye çalıştım. Sonuç pek şaşırtıcı değildi: İstanbul’daki insanlar, New York’a kıyasla çok daha temkinliydi. Bu gözlemler de aslında kendi hipotezimi büyük ölçüde doğruladı.

Laila’nın ‘gerçek hayatta buluşma’ yaklaşımı İstanbul’un sosyal dokusuna nasıl uyuyor? Bu şehirde dating davranışları dünyanın geri kalanından nasıl ayrışıyor?

Bence Laila’nın “gerçek hayatta buluşma” yaklaşımı İstanbul’a çok yakışıyor. Çünkü İstanbul, flört etmek için inanılmaz bir şehir. Müzeler, konserler, restoranlar, barlar, tarihi sokaklar… Her gün yapılacak sayısız şey var ama çoğu insan bunların çok azını gerçekten deneyimleyebiliyor. Bunun ekonomik bir tarafı var, evet, ama özellikle genç kuşakta net bir değişim görüyorum: insanlar artık eşyadan çok deneyimlere para harcamak istiyor.

İstanbul’un dating davranışı ise New York veya Londra gibi şehirlerden belirgin şekilde ayrışıyor. Burada insanlar aşırı online; sürekli içerik tüketiyoruz, çok fazla ekran başındayız ve dışarı çıkıp sosyalleşmek için daha az enerji ayırıyoruz. Bu da bir çelişki yaratıyor: hepimiz daha fazla gerçek bağlantı istiyoruz ama aynı zamanda gerçek hayatta yeni biriyle tanışmak giderek zorlaşıyor. Özellikle romantik bir yaklaşım İstanbul’da daha temkinli — yanlış anlaşılma korkusu, güvenlik endişesi ve toplumsal çekingenlik birleşince insanlar spontane tanışmalardan uzaklaşıyor.

O yüzden bana göre “telefonları bırakalım, eskisi gibi sokakta tanışalım” dönemi gerçekçi değil. Bu dünyadan geri dönemeyiz. Bugün ihtiyacımız olan şey, dijitalde başlayan ama çok hızlı ve doğal bir şekilde gerçek hayata geçen bir süreç. Laila olarak tam bu köprüyü kurmak istiyoruz. İstanbul’un sunduğu inanılmaz deneyimleri gerçekten paylaşılabilir hale getiriyor; insanları sayfalarca yazışmadan, oyalamadan bir araya getiriyor.

Kısacası Laila, İstanbul’un hem aşırı dijitalleşen hem de gerçek bağlara özlem duyan sosyal dokusuna en iyi şekilde oturan uygulama.

Uygulamanın hedeflediği topluluk kültürü, özellikle İstanbul’da nasıl inşa edilecek? Hangi lokasyonlar, markalar ve deneyimler sizin radarınızda?

Hepimiz artık bir topluluk arıyoruz: sosyalleşebileceğimiz, ait hissedebileceğimiz, gerçek bağlantılar kurabileceğimiz bir ortam. Bu sadece İstanbul’a ya da New York’a özgü değil; büyük şehirlerin çoğunda yüksek telefon ve sosyal medya kullanımı nedeniyle ciddi bir yalnızlık dalgası var. Ama bence artık insanlar bu döngüden sıkıldı ve gerçek hayatta bir şeyler yaşamak istiyor. Laila olarak tam da bu kültürel dönüşümü yakalamak istiyoruz. Bunun en iyi yolu da hem kendi etkinliklerimizi düzenlemek hem de var olan topluluklarla iş birliği yapmak.

İstanbul’da özellikle wellness odaklı sosyal kulüplerin, koşu gruplarının ve eğlence–sanat topluluklarının çok hızlı büyüdüğünü görüyoruz. Biz de bu tarz oluşumlarla iş birliği yapmayı, aynı zamanda şehirde iki haftada bir düzenleyeceğimiz eğlenceli etkinliklerle kendi topluluğumuzu yaratmayı hedefliyoruz.

New York deneyimimizden şunu net olarak öğrendik: Sadece “dating” temalı etkinlikler —örneğin speed dating— çok iyi sonuç vermiyor. İnsanlar gergin oluyor, kendileri olamıyor ve ortam fazla “katı” hissettiriyor. En başarılı sonuçları daha rahat, daha eğlenceli, bir aktivite etrafında şekillenen veya “chill” bir parti hissi veren etkinliklerde aldık. Bu tarz ortamlarda insanlar ortak bir deneyimi paylaşınca tanışmak kendiliğinden gerçekleşiyor; atmosfer daha akıcı oluyor ve herkes daha doğal bir şekilde açılabiliyor.

Bu nedenle İstanbul’da da, insanların güvenli ve özenle seçilmiş mekânlarda bir araya gelip ortak deneyimler üzerinden bağ kurabildiği her türlü iş birliğine açığız. Laila’nın topluluğunu da bu yaklaşım üzerine kuruyoruz.

“Attract who you are” mottosu burada nasıl işleyecek? Türk kullanıcıların özgün taraflarını daha güçlü göstermeleri için Laila’nın stratejisi nedir?

“Attract who you are” Laila’nın dating yaklaşımının merkezinde duruyor. Ama çoğu kişi “kim olduğunu” kendi algısıyla tanımlıyor — bence bu eksik bir bakış. Bir insanı gerçekten tanımlayan şey, her gün yaptığı küçük seçimler ve alışkanlıkları. Bu yüzden bizim tezimiz şu: Eğer gerçekten keyif alacağın bir buluşma fikrini paylaşırsan, o deneyimden keyif alacak insanları kendine çekersin. Böylece ortak ilgi ve deneyim üzerinden çok daha doğal bir bağlantı kurma ihtimali doğar.

Mesela ben iyi bir koşucu değilim ama Laila’da son zamanlarda çok fazla koşu buluşması görüyorum. Profiline bakınca ilgimi çekebilecek insanlar olabilir; fakat 15K koşmam kesinlikle mümkün değil. Bu yüzden o planları tercih etmiyorum ve ilgi alanlarıma daha uygun — stand-up, konser veya daha küçük aktiviteler içeren — buluşmalara yöneliyorum.

Biz de kullanıcılarımızdan tam olarak bunu istiyoruz: Kendilerine ait, gerçekten yapmak istedikleri planları paylaşmaları. Böyle olduğunda, hem New York’ta hem İstanbul’da o planı gerçekten isteyen kişiler buluşmaya geliyor ve tanışmalar çok daha doğal akıyor. Her iki şehir de çok geniş ilgi alanlarına sahip insanlarla dolu; her ilgiye uygun bir deneyim bulmak mümkün. Önemli olan, insanların kendi özgün taraflarını rahatça gösterebilmesi.

Bugünkü lansmanı bir başlangıç olarak düşünürsek, İstanbul’da önümüzdeki 6 ayda ne göreceğiz? Laila’nın şehirde büyüme planı nasıl?

Bizim için en önemli hedef, kullanıcı başarısı. Yani insanların telefonlarında daha az zaman geçirip gerçek hayatta buluşmaları. Çünkü uyumu da kimyayı da ancak gerçek hayatta anlayabilirsiniz. Bu yüzden İstanbul’da güvenli ve özenle seçilmiş bir komunite inşa ediyoruz; herkes ilgi alanlarını rahatça paylaşabilsin ve aklında soru işareti olmadan gerçek hayatta buluşabilsin diye her profili tek tek inceleyip öyle kabul ediyoruz.

Önümüzdeki altı ay boyunca şehirde bol bol etkinlikler göreceksiniz. İstanbul’daki mevcut topluluklarla, sosyal kulüplerle ve o ekosistemi şekillendiren isimlerle birlikte hareket edeceğiz. Amacımız, insanların kendilerini iyi hissettikleri, rahatça sosyalleşebildikleri bir ekosistem yaratmak.

Laila’nın başarısının kullanıcıların başarısına bağlı olduğunun farkındayız. İnsanlar iyi deneyimler yaşadıkça, doğal olarak arkadaşlarına anlatmak istiyorlar. Ve açık konuşmak gerekirse, bir arkadaş tavsiyesinden daha güçlü bir reklam yok. Biz de büyümeyi tam olarak bu güven ilişkisi üzerine kuruyoruz.