Hara’da “Canavarların Vaatleri”: Sınırlarda Dolaşan Bedenler ve Başka Dünyaların İhtimali
İnsan Olmanın Kırılgan Sınırları Üzerine Bir Yüzleşme
“Canavar” dediğimizde aklımıza gelen o tekinsiz imge, aslında bizden ne kadar uzak? Ezgi Hamzaçebi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi, bu sorunun peşine düşerek canavarı; ne iyi ne kötü, ne içeride ne de dışarıda olan, her an sınırı ihlal etmeye hazır bir “eşik figürü” olarak ele alıyor. Donna Haraway’in düşünsel mirasından ilham alan sergi, on sanatçının (A. Serkan Aka, Canavar, Hilal Polat, İrem Aydın, Lara Ögel, Ömer Tevfik Erten, Seçil Epik, Şafak Şule Kemancı, Yaşam Şaşmazer, Zeynep Kılınç) eserlerini Hara’nın 2.000 metrekarelik devasa alanına yayıyor.
Mutasyon, Hibritlik ve Direnişin Estetiği
Sergide yer alan işler; canlı ile cansız, doğal ile yapay, işlevsel ile atık arasındaki keskin çizgileri kasten bulanıklaştırıyor. Heykel, yerleştirme ve fotoğraf gibi farklı mecralarda vücut bulan bu eserlerde; kusur bir “sapma” değil, bir potansiyel olarak sunuluyor. Parçalanmış bedenler ve işlevsizleştirilmiş formlar aracılığıyla sergi, adaletsiz sistemlerin üzerine musallat olmaya hazırlanan bir hafızayı tetikliyor. Canavarlara bakmak, kurduğumuz sistemlerin kusurlarıyla ve kendi içimizdeki “öteki” ile yüzleşmek anlamına geliyor.
Şehrin Çeperinde Dönüştürücü Bir Karşılaşma Alanı: Hara
Uskumruköy’ün ormanlık bölgesinde konumlanan Hara, bu sergi için kusursuz bir atmosfer sunuyor. Sanatçı Canan Bozbağ tarafından kurulan bu bağımsız sanat alanı; Ermanno Casasco imzalı heykel bahçesi ve mimari tasarımıyla ziyaretçiyi şehirden koparıp dönüştürücü bir deneyimin içine çekiyor. Serginin vaadi ise net: Eğer canavar olduğumuzu, yani sabit kategorilere sığmadığımızı kabul edersek; cinsiyet, ırk ve sınıf ayrımının olmadığı daha adil bir dünyayı kurmak mümkün olabilir.
