Bubi’nin “İkonalar”ı: Kutsalın Sıradanlığında Bir Üslup Retrospektifi
İkon Kavramını Yeniden Kurmak: Dini Olandan Gündelik Olana
Sanat tarihinin derinliklerinde, Doğu ve Batı geleneklerinde tanrısal olanın yeryüzündeki yansıması olarak kabul edilen “ikon”, Bubi’nin ellerinde bambaşka, yer yer ironik ve son derece kişisel bir kimliğe bürünüyor. Sanatçı, geleneksel ikon üretimindeki “kutsallaştırma” mantığını alıp, onu bugün dünyamızı işgal eden figürlere uyarlıyor. Bubi’nin “İkonalar”ında azizlerin yerini Superman, Batman ve Red Kit gibi modern zaman kahramanları; dinsel anlatıların yerini ise silahlar, hayvanlar, aile portreleri ve sanatçının kendi otoportresi alıyor.
Bubi, bu sergiyle aslında şu soruyu soruyor: Bugünün dünyasında neyi, neden kutsallaştırıyoruz? İkonu dini bir temsil alanından çıkarıp toplumsal ve psikolojik bir düzleme taşıyan sanatçı, izleyiciyi sadece birer sanat eserine bakmaya değil, modern insanın tapınç nesneleriyle kurduğu ilişkiyi sorgulamaya davet ediyor.
Malzemenin Hafızası ve Teknik Çeşitlilik
Bubi denince akla gelen ilk şey, malzemenin sınırlarını zorlayan o dokunsal zenginliktir. “İkonalar” sergisi, sanatçının yıllar içinde imza haline getirdiği bu malzeme çeşitliliğinin bir özeti niteliğinde. Boyanın ötesine geçen; karton, bez, çivi, katran dikişi, yama, varak ve dijital baskı gibi malzemelerin bir araya geldiği bu eserler, adeta bir “üslup retrospektifi” sunuyor. Her bir yama, her bir çivi ve dikiş, Bubi’nin parçalı ama son derece tutarlı görsel dilinin birer harfi gibi işlenmiş.
Sanatçının “öteki” kavramına yaptığı vurgu, sergideki figürlerin seçiminde de kendini hissettiriyor. Sıradan olanın üzerine altın varak sürerek onu bir “ikon”a dönüştürmek, Bubi’nin sanatındaki o ince mizahı ve sistem eleştirisini de görünür kılıyor.
DG Art Project’te Bir Görsel Günce
Küratör Dr. Zeynep Öztürk’ün titiz kurgusuyla DG Art Project’in atmosferine yayılan sergi, Bubi’nin iç dünyasına açılan bir pencere gibi. Sergi, sadece sanatçının teknik becerisini değil, aynı zamanda toplumsal hiyerarşileri ve “değer” atfedilen her şeyi nasıl ters yüz edebildiğini kanıtlıyor. “İkonalar”, 29 Nisan tarihine kadar sanatseverlere sadece bir sergi değil, aynı zamanda görsel bir düşünme alanı vaat ediyor.
