Ghada Amer’in “Aurora”sı ile Sanatın Şafak Vakti ve Dirimart’ın Genişleyen Ekosistemi
Dirimart Dolapdere, çağdaş sanatın dünya çapındaki en güçlü figürlerinden biri olan Ghada Amer’i, on yedi yıllık uzun bir aranın ardından yeniden İstanbul izleyicisiyle buluşturuyor. “Aurora” başlıklı sergi, sadece bir geri dönüş değil; sanatçının son dönemdeki sanatsal evriminin kapsamlı bir dökümü niteliğinde. Sanatçının ikonikleşen nakış resimlerinden yeni aplike tekniklerine, bronz heykellerden ahşap üzerine denemelerine kadar uzanan geniş seçki, Amer’in toplumsal cinsiyet, kimlik ve estetik üzerindeki süregelen mücadelesini selamlıyor.
Nakışın ve Heykelin Gücü Ghada Amer, geleneksel olarak “kadın işi” olarak yaftalanan nakışı, sanat tarihinin eril resim geleneğine karşı bir başkaldırı aracı olarak kullanmasıyla tanınır. “Aurora”da bu nakışlar, yeni tuval serileri ve aplike teknikleriyle birleşerek daha katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Sanatçının bronz heykelleri ise formun ağırlığı ile figürün zarafeti arasındaki o ince çizgide duruyor. Sergi, 10 Mayıs’a kadar sanatseverleri Amer’in güncel pratiğinin şafak vaktini keşfetmeye davet ediyor.
Galerinin Sınırlarını Aşan Bir Hareketlilik Dirimart’ın heyecanı sadece Dolapdere’deki galeri duvarlarıyla sınırlı değil. Galeri sanatçıları, İstanbul’dan Prag’a, New York’tan Hamburg’a kadar dünyanın dört bir yanında sanatın gündemini belirliyor:
Prag ve Berlin’de Güçlü Temsiliyet: Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Prag’daki DOX’ta medya dilini deşerken; Gabriela Těthalová Berlin’de metafizik ve mitolojik manzaralar arasında maneviyatın izini sürüyor.
New York’un Kalbinde Bir Dijital Moment: Tomokazu Matsuyama, New York Times Square’in dev LED ekranlarını “Morning Again” projesiyle bir sanat platformuna dönüştürerek kamusal sanatın sınırlarını zorluyor.
Arter’de Devam Eden Süreçler: Ayşe Erkmen, Sarkis ve Canan Tolon, “Yapım Aşamasında” sergisiyle sanatsal üretimin devingen doğasını yansıtıyor.
Uluslararası Bienaller: Manifesta 16 Ruhr’da Ayşe Erkmen ve Nasan Tur’un katılımları, galerinin toplumsal meselelerle kurduğu diyaloğun uluslararası arenadaki tescili niteliğinde.
Dirimart, gerek “Aurora” sergisiyle gerekse uluslararası fuar ve projeleriyle, sanatın sadece sergilenen bir nesne değil; sürekli hareket eden, coğrafyalar arası köprüler kuran canlı bir organizma olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
