50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi İlk Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu Ödüllerinin sahibi “Mavi Dalga”, geçtiğimiz şubat ayında !F İstanbul’un “Keş!f” bölümünde gösterime girdi. 8 Şubat günü 64. Berlin Film Festivali’nin “GeneratIon” bölümünde yarışan yapım, 7 Mart’ta “Başka Sinema” kapsamında vizyona giriyor. Bu yoğun tempo arasında filmin hem yönetmenleri hem de yazarları olan Zeynep Dadak ve Merve Kayan ile bir araya geldik. Onlar anlattılar, biz aktarıyoruz.

 

mavidalgagal1

Image 2 of 3

Öğrenci ve Öğretmen İlişkisi
Deniz ve Fırat’ın ilişkisi... Deniz’in kafasında kurduğu birçok olay gibi, yaşamaktan çok hayal etmekten ve üzerine konuşmaktan zevk aldığı bir durum bu ilişki. Deniz, Fırat’a yaklaşarak hem kendisini deniyor hem de Fırat’ı. Deniz’in kafasında yarattığı bu gizemli karakter, hep oturduğu rehber öğretmen masasından kalkıp ete kemiğe bürünmüş bir şekilde yakınında belirince çekiciliğini kaybediyor. Deniz’in dediği gibi: “Her şey bu kadar hızlı gelişmese belki gerçekten bırakabilirdim kendimi.” “Mavi Dalga” sonuca ulaşmayan birçok küçük olaydan ve histen oluşan bir film... Bu yüzden yer yer tamama erme duygusunu yaratıp bunun yarıda kalması filmin doğasına oldukça uygun.

Politik Duruş
“Mavi Dalga” Türkiye’nin üçük bir şehrinde geçen ve bir grup kadının burada nasıl büyüdüğüne bakan bir film. Onların apolitikliğini anlatış şekli de dâhil olmak üzere elbette politik okumalara müsait. Bu anlamda filmdeki karakterlerin üniversite yıllarında ne yapacaklarını hayal etmemize olanak veren bir açık sonu var. Özellikle “Gezi”nin ardından bu hayal daha da anlamlı.