Prev1 of 3Next


İstanbul’un iyi ve kötü şöhretli semtlerinin, birbiriyle komşu olmaları bir tesadüf mü, yoksa ‘evimiz’ dediğimiz bu kalabalık, bezdirici, gürültülü şehrin güzelliklerinden biri mi? Karar sizin!

Kurtuluş – Dolapdere
Kurtuluş: Kurtuluş, son zamanlarda dilimize dolanan ‘mahalle kültürü’ teriminin en yoğun yaşandığı semtlerden biri. Geçtiğimiz yıl üçüncü dalgacılar tarafından keşfedilmeden önce de zengin bir gastronomi kültürüne sahip olan semtin bu aralar yeni Cihangir olup olmayacağı tartışılıyor. Taksim, Mecidiyeköy ve Nişantaşı gibi merkezlere çok yakın olması ve düzenli sokaklarında ihtiyacınız olan her şeyi kolayca bulabildiğiniz Kurtuluş, son zamanlarda genç kesimin de yaşamak için tercih ettiği yerlerin de başında geliyor. Dolapdere’yle arasında sadece dik bir yokuş bulunan Kurtuluş’un bu tartışmalı komşusuyla arasındaki uçurumlar ise yakın gelecekte azalacak gibi görünüyor.

Dolapdere: Son zamanlarda adı Vehbi Koç Vakfı’nın çağdaş sanat müzesi projesiyle kulağımıza çalınmaya başlayan, çok kültürlü Dolapdere, müze haberleri güncellendikçe, sanat dünyasından daha fazla ismi kendine çekmeye başlıyor. Müzenin açılış tarihi henüz tam belli olmasa bile, galeriler ve sanatçı atölyeleri şimdiden müze etrafındaki boş dükkânları tutup beklemeye başladı bile. Semti yakından takip edenlerse, projenin yükseldiği alanın etrafına kurulan Dolapdere Bit Pazarı’nın bu yeni gelişmelere nasıl ayak uyduracağını merak ediyorlar! Dolapdere, Kurtuluş’un kötü şöhretli Son Durak bölgesiyle neredeyse iç içe geçmiş durumda. Bu iki bölgenin sanatın dokunuşuyla canlanıp canlanamayacağını ise zaman gösterecek. Unutmadan, İstanbul’un son domuz şarküterisi Lazari Kozmaoğlu’nun da Dolapdere sınırları içerisinde bulunduğunu belirtelim.

Galata – Tophane
Galata: Beyoğlu’nun incilerinden Galata, şehrin kimlik değişimine giden ilk semtlerinden biriydi. Bundan altı, yedi yıl önce, unutulmuş ama bir şekilde turistik Galata Kulesi’nin varlığıyla hayatını sürdüren Galata, yenilik arayışında olan butik, galeri ve kafelerle dolup taşmıştı. Semtin en nadide yapısı Doğan Apartmanı’na ünlü isimlerin (bkz: Okan Bayülgen) taşınmasıyla da, 2010-2013 arasında altın çağını yaşadı. Galata’yı ‘hip’leştirme’ projesi o kadar başarılı oldu ki, ilerleyen yıllarda bu trend diğer unutulmuş semtlere de sıçradı. Fakat popülerliğini devam ettiremeyen bölge, bir süre sonra gözden düştü. Yine de hâlâ Serdar-ı Ekrem Sokağı’ndaki küçük butikler ve yeme-içme mekânları, bölgeye yolu düşenleri fazlasıyla mutlu edebiliyor.
Tophane: Popüler kültürün gündemine, yaklaşık on yıl önce şu anda detaylandırmak bile istemediğimiz galeri saldırılarıyla giren Tophane, Galata’nın ardından yükselmeye çalışan yerlerden biriydi. O dönemlerde Tophane’ye çok sayıda sanat galerisi ve tasarımcı butiği gelmiş, Boğazkesen Caddesi ve Kumbaracı Yokuşu bir anda küçük bir sanat ve gastronomi merkezine dönüşmüştü. Fakat bu modernleşmeyi kaldıramayan Tophane halkı, yaşanan bir takım talihsiz olaylar sonucunda yeni sakinlerini arkalarına bakmadan kaçırmayı başardı. Şimdilerde Tophane’nin en hip kiracıları, Elmadağ’dan buraya taşınan Açık Radyo ve kültür – sanat merkezi DEPO. Bakalım, Galataport projesi tamamlandığında Tophane’de ne gibi gelişmeler yaşanacak…

Prev1 of 3Next