Flamenko, klasik müzik, caz ve elektronik müziği harmanlayan tarzıyla, müzik eleştirmenlerinin “Neslinin en ilginç müzisyenlerinden biri” dediği İspanyol sanatçı Ariadna Castellanos, 25 Ocak’ta İstanbul’da İş Sanat’ta sahneye çıkıyor.

Müzik otoriteleri sizin için “İspanyol müziğinin yeni umudu” diyor. Bu şekilde anılmak nasıl bir duygu?
İnsanların müziğinizi sevdiğini ve takdir ettiğini hissetmek hem memnuniyet hem de cesaret verici. Kötü bir gün geçirirken, bir dinleyicinizden müziğinizin ne kadar ilham verici olduğuna dair bir yorum almak bile üzerinde çalıştığınız parçayı bitirmeniz için size bir sebep sunabiliyor.

Nelerden ve kimlerden ilham alıyorsunuz?
Pek çok farklı ve tesadüfi şeyden ilham alıyorum: Sinema filmleri, reklamlar, çizgi filmler ya da haberlerden; yeni bir şey ortaya koyan, iyi bir sebeple başkalarına ilham veren herkesten… Ayrıca, teknoloji dünyasındaki pek çok girişim ve yeni keşifler de “yeni şeyler” yapma isteği doğuruyor bende; örneğin, İspanya’da sanal gerçeklik için ilk müzik stüdyosu Miiz’in yaratılması ve PlaySatation VR için ilk projemizde yeni teknolojilerle yaptığımız deneysel çalışmalar gibi.

Şimdiye dek pek çok üsta isimle aynı sahneyi paylaştınız. Sizi en çok heyecanlandıran isimler hangileriydi?
Paco de Lucía ile tanışmak hayatımın en önemli anlarındandı; o gerçek bir dâhi. Alejandro Sanz ile kayıt yapmak da çok eğlenceliydi.

Üçüncü albümünüz ne zaman çıkıyor?
Albüm 2019 yazında piyasada olacak ancak bu yılın başında ilk single’ım “Monster” çıkacak. Albümün bir de hikâyesi var; Antik yunan mitolojisindeki “Labirent” mitinin fütüristik bir biçimde yeniden yorumu. Sesten başlayıp tüm duyulara yayılan, dört başı mamur bir deneyim yaratmak istiyorum.

Kaynak: flypgs.com