istanbul-manzarasi3

İstanbul, Boğaz’da Kayık ve Yelkenler

ÖĞRENCİLERİNDEN BİRİ KRALİÇE VICTORIA
Ünlü ressam, İstanbul’u gösteren ilk eserini 1857 yılında tamamladı. Eserlerinin hiçbirinde tarih olmadığı için de İstanbul’u gösteren diğer çalışmaları dâhil, hangi tablosunu hangi yıl tamamladığı bugün bile bilinmiyor. Bilinen şey ise İstanbul ve Mısır seyahatini, dolayısıyla bu seyahatlerde çizdiği resimleri iki Venedik gezisi arasına sıkıştırdığı… Öte yandan Ziem’e kızmak pek de mümkün değil çünkü bütün kariyeri boyunca, ta 1892’ye kadar durup dinlenmeden Venedik tabloları yapan birine kızmak biraz haksızlık olur. Hele ki 1864’teki öğrencilerinden biri İngiltere Kraliçesi Victoria ise…
Öte yandan Ziem’in Venedik tabloları için “şans eseri ortaya çıktılar” diyene de rastlarsınız. Bunun nedeni de Dijon’daki Güzel Sanatlar Fakültesi’nden kovulması ve oradan oraya aylak aylak gezerken Venedik’i keşfetmesidir. Zaten Ziem’in tabloları da kısa süre sonra Fransız hükümeti ile koleksiyonerler tarafından adeta kapışıldı ve sergileri peş peşe geldi. Yine de bu şöhrette asıl Osmanlı topraklarına yaptığı ziyaretlerin etkili olduğunu söylememiz gerek çünkü dünün kapalı kutusu Osmanlı topraklarında gezen, gören, yerinde inceleyen ve bilmeyene aktaran kimliğiyle Felix Ziem buralardaydı.
Felix Ziem’in en önemli özelliklerinden biri kiminle iletişim halinde olduğunun ve yaptığı resim için ne kadar para aldığının kaydını tutmasıydı. Hatta kaç suluboya, kaç yağlıboya eser sattığını bile belirtirdi. Ziem’in notları da 1850 yılından başlıyordu. 1954’te ise eserlerini “Venedik’te Günbatımı”, “Küçük Montmartre”, “Büyük Venedik” hatta “Büyük Parti” olarak not düşmüş ve tek tek tanımlamıştı. 1863’te ise özellikle kazancını gösteren kısmı not almamaya başladı. İşte Ziem’in İstanbul yolculuğu bu araya rastladı: Eserlerine isimler veriyor ancak haklarında ayrıntılı bilgi vermiyordu. Bunun sonucu olarak 1860’daki eserlerinin de kaydı tutulmadı ve tablolarının yüzde 60 alıcısı “kimliği belirsiz” kaldı.

1 2 3 4