Lüset Kohen Fins’in Harpercollins’ten altın madalya alan “On Derin Ayak İzi” romanı uzun zamandır aradığınız o sürükleyici kitap olabilir!

lusetkohenfinsgaleri

Picture 1 of 2

Lüset Kohen Fins’in kaleme aldığı ilk roman “On Derin Ayak İzi”ni karşıma çıktığı günden beri elimden bırakamadığımı söylemeliyim. Bir metropol hikâyesi olan bu kitapta evrenselliğe de yer veriliyor. Romanda kendimizi geliştirmek için tüyolar bulurken, şehir yaşantısının sürükleyiciliğine kapılıyoruz. Devamı mı? Devamı enerji, heyecan ve tutku dolu yazarla yaptığımız röportajda...

518 sayfalık bir romanı önce İngilizce yazdınız, ardından Türkçe’si geldi. Bunun sebebini öğrenebilir miyiz?
Yazmakta olduğum bir kurgu romanın evrensel bir değeri olup olmadığını ancak profesyonel kitap eleştirmenlerinden oluşan uluslararası bir kurum aracılığıyla öğrenebileceğimi biliyordum. Bu yüzden kitabı ilk etapta İngilizce yazdım.

Kitabınızın kurgusu çok orijinal. Hikaye 2020’de geçiyor ve günümüze, yani geçmiş zamana geri dönüyor. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Retro merakım burada da kendini gösterdi diye düşünüyorum. Romanın kendi içindeki bütününden ayrı düşmeden, 2013 yılını geçmiş olarak kurgulama fikri hayal gücümü fişekleyince ben de pimi çekip korkusuzca yazmaya başladım.

“On Derin Ayak İzi” romanınızda evrensel konulara yer verdiğiniz gibi, metropol yaşantısını da ele alıyorsunuz. Bu iki konsepti özellikle mi seçtiniz?
Evet, çünkü bir tanıdığım bana bir gün “İnsan ne biliyorsa ya da bildiğine inanıyorsa onu yazmalı” demişti.